Ulkudas.Blogspot.Com ile Yayındayız!

10 03 2008

Değerli okuyucularımız!

Türkiye’den Bir wordpress üyesi bir bloga hukuki nedenlerle koyulan erişim yasağı nedeniyle bizim de sitemiz bu yasaktan etkilendi. Yayın hayatımıza ulkudas.blogspot.com adresli sayfadan devam etme kararı aldık.

Ulkudas.Blogspot.Com

İlgilenen herkese duyurulur.

Ne Mutlu Türküm Diyene!





Türban Eylemcilerine Ne Oldu?

15 08 2007

MHP iktidarında üniversite ve cami önlerinde her gün başörtüsü için kendini zincirleyenler AKP döneminde kayboldular

Bu eylemciler nerede

5 yıldan bu yana ”AKP türban sorununu çözecek” diye bekleyenlerin hayal kırıklığı sürerken eylemcilerin hiç ses çıkarmamaları dikkat çekiyor

1999′da MHP’yi eleştirenler şimdi kendi uygulamalarına ”kulp” arıyorlar. DSP-MHP-ANAP 3′lü Koalisyon Hükümeti döneminde ”Cumartesi anneleri” vardı. Kendini zincire vuran türbanlı kızlarımız vardı. Eylem yapan ana babalar vardı. ”Recep Tayyip Erdoğan hükümeti türban sorununu çözmemesine, devamlı oyalamasına rağmen neden ses çıkarılmıyor”un cevabı aranıyor.
AKP ve başını açarak Meclis’e giren milletvekili Gülşen Orhan ise savunmaya geçti. ”Orhan ”Taktığım türban” değildi” açıklaması yaptı. Eski MHP Milletvekili Nesrin Ünal’ın 1999 seçimleri sonrası Meclis’e girerken başını açmasını, ‘MHP türban sorununu milletvekilinin başını açarak çözdü’ diyenlere ise halk soruyor:Nesrin Ünal’ın başörtüsü ile Gülşen Orhan’ın başörtüsü arasında ne fark var?
Devleti AİHM’e şikayet edenler
Devletin başına gelmek istiyor

BAŞÖRTÜSÜ sorununu çözme beklentileriyle iktidara gelen AKP, geçen sürede çözüme en küçük bir katkıda bulunmadı. Bu da yetmedi, Ankara Üniversitesi DTCF’de Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanmasına rağmen başörtülü fotoğrafı nedeniyle kayıt yaptıramayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Gül de , eşinin konumunu ve davanın siyasallaştırılmasını gerekçe göstererek AİHM’e açtığı davadan vazgeçti. Devleti Avrupa’ya şikayet eden zihniyet şimdi devletin başına gelmek istiyor.

2002 seçimleri öncesi ”Türban namusumuzdur” diyerek 2 dönem iktidara gelenler sorunu yeni milletvekillerinin başını açtırarak çözdüler. Şimdi ise savunmaya geçtiler. AKP’nin türbanlı milletvekili Gülşen Orhan, başını açmasını, ”Taktığım türban” değildi” açıklaması yaptı.

Eski MHP Milletvekili Nesrin Ünal’ın 1999 seçimleri sonrası Meclis’e girerken başını açmasını, ‘MHP türban sorununu milletvekilinin başını açarak çözdü’ diyenler şimdi ve vekilleri savunmaya geçti. Şimdi ise şu soru soruluyor :Nesrin Ünal’ın başörtüsü ile Gülşen Orhan’ın başörtüsü arasında ne fark var? MHP’yi hedef alan karalama kampanyaları yapan Vakit, Yeni Şafak, Star, Bugün, Zaman ve Türkiye gazeteleri ise bu konuyu gündemlerinden düşürdü.

EYLEM YAPANLAR NERDE?

1999′da MHP’yi eleştirenler şimdi kendi uygulamalarına ”kulp” arıyorlar.3′lü Koalisyon hükümeti döneminde ”Cumartesi anneleri” vardı. Kendini zincire vuran türbanlı kızlarımız vardı. Eylem yapan ana babalar vardı. Recep Tayyip Erdoğan hükümeti türban sorununu çözmemesine rağmen hiç ses çıkarılmamasına dikkat çekiliyor.

(Alıntıdır)





Devlet Bahçeli’den Seçimi Sonucu Hakkında Açıklama

23 07 2007

Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin
22 Temmuz 2007 23. Dönem Milletvekili Genel Seçimi Sonucu Hakkında
Yaptığı Yazılı Basın Açıklaması

22 Temmuz 2007

 

22 Temmuz 2007 seçimlerinin kesin olamayan sonuçları büyük ölçüde ortaya çıkmıştır.

Bazı münferit olaylar dışında seçimlerin huzur, emniyet ve demokratik bir rekabet ortamında gerçekleştirilmesi sevindiricidir.

Başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere bu ortamın hazırlanmasında emeği geçen bütün kamu görevlilerine şükranlarımızı sunuyoruz.

Türk milleti bu seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisine ikinci kez tek başına iktidar imkânı vermiştir.

Aziz milletimizin bu iradesine saygı duymak gerekir.

Seçim sonuçlarının bu şekilde ortaya çıkmasında etkili olan unsurların, siyaset kurumumuz ve alanlarında ihtisas sahibi uzmanlar tarafından çok yönlü bir tahlil ve değerlendirmesinin yapılması, demokrasimizin geleceği açısından yararlı olacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi, AKP’nin iktidarda bulunduğu 1707 günlük süre içinde her alanda yaptığı derin tahribat karşısında, bunu gidermek ve Türkiye’yi ayağa kaldırmak için tek başına iktidar hedefi doğrultusunda faaliyet göstermiştir.

Ancak, aziz milletimiz bizlere muhalefet görevi yüklemiştir.

23. Dönem TBMM’nin yeni siyasi yapısı içinde MHP’ye önemli görevler düştüğü anlaşılmaktadır.

Milliyetçi Hareket, bunu üstün bir görev ve sorumluluk anlayışı içinde hakkıyla yerine getirmeye çalışacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi bundan sonra da aziz milletimizin emrinde ve hizmetinde olacaktır.

22 Temmuz seçimlerinin ve sonuçlarının Türk milletine hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Seçim süreci boyunca fedakârca çalışan bütün teşkilat mensuplarıma, aday arkadaşlarıma ve ülkücü camiaya şükranlarımı sunuyorum.

Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı





Hadi Oradan Sen de!

8 07 2007

Hadi Oradan Sen de!

Alişan SATILMIŞ

MHP üzerine ahkam kesmede nedense yerli yersiz bir çok kişi konuşuyor.


Sorulanlara verilen cevaplara bakınca öfkelenmemek elde değil.

Saçma sapan tahliller, tenkitler ve haksız garabet eleştiriler, iş olsun torba dolsun babından gündem oluyor.

Hele bir de kıyaslamalar var ki, resmen vicdan adına vicdansızlık söz konusu…

İnsaf dinin yarısıdır hadisi şerifinden habersiz olanların yaptıkları ayıptan öte resmen zan.

Konum ve statü tesciliyeti, sağcı ve muhafazakar bilinen şahsiyetlerin tahlilleri saçmalıktan öte garabet arz ediyor.

Eserlerini okuyup, hayranlık duyduğumuz şahsiyetler bir, bir patlıyor. Tercihini AKP ve RTE ile alakalandıran bir yazarın kalkıp MHP’li gibi konuşması hiç de etik bir durum değil.

AKP milliyetçi muhafazakar gören bir düşünce ekseni raydan çıkmış demektir.

Bunların söyledikleri karşısında; ”ya bak kimlere muhabbet duymuşuz” pişmanlığı ard arda gelen şoklama olmuş durumda…

Sağcı denilen işte bu tipler.

Tesciliyet markaları güce tapmak, iktidarlara yaranmaktır.

Din anlayışları da ya diyalogculuk yada mutezile-Eşariye arası bir mantık kurgusunda anlam bulduğundan gel gitlere göre tasnifleniyor.

Bilginin cenabet teşnisinde ahkam kesmek adına zikzak bir istikamet yolcusudurlar.

MHP ve Devlet Bahçeli’ye yönelik eleştirileri tercihlerinde samimiyetlerini ortaya koyuyor.

Samimiyet sınavında sınıfta kalanların Ülkücülere vereceği akıl zevzeklik etmekten başka bir mana taşımaz.

MHP metafizik algısını ahlakta ve dürüstlükte temellendirir.

Çalan, çırpan, katlar, yatlar, gemilerle anılanlar dindar ve metafizikçi oluyorlarsa bırakın biz sizin istediğiniz olmayalım ve aklınızı zorlayalım…

Efendi ahlak amaçtır, iktisat araç. Aracı, amaç kılanlar sizin tercihinizse ve onları Anadolu çocuğu görüyorsanız size söylenecek sözümüz.

“Çok komik oluyorsunuz çok!

Görünen o ki, siz de kapağı AKP’ye atıp nemalanma hevesindesiniz.

Bari, dini alet etmeyin niyetinize.

En basitinden bakın bakalım hangi partinin genel merkezinde mescit var.

Yetmedi mi parti genel merkezlerinin yanına yaklaşıp ferasetle bir bakın bakalım hangisinde Davut yıldızı, hangisinde Bilge Kağan buyruğu görünür.

Dolayısıyla siz deyyuslara düşmez MHP’nin dindarlığını AKP ile kıyaslamak.

Alişan SATILMIŞ





Apo’yu Kimler İdamdan Kurtardı ?

3 07 2007

TBMM zabıtlarından Meclis’teki 550 milletvekilinin Apo’nun asılması ile ilgili ne yönde oy kullandığını isim isim açıklıyoruz. Buyrun kim Apo’yu idamdan kurtarmış; Özellikle Tayyip Erdoğan okusun belki yalan söylerken yüzü kızarır…

Ayrıca http://omerozkan.wordpress.com/2007/07/08/ip-karmasasi/ adlı sayfada da çok güzel açıklanmış, bir de oradan inceleyin derim.

Apo’yu Kimler İdamdan Kurtardı ?

(TAM LISTE) Bilgilendirme amaçlıdır.

TBMM zabıtlarından Meclis’teki 550 milletvekilinin Öcal’ın asılması ile ilgili ne yönde oy kullandığını isim isim açıklıyoruz.

AKP’nin de TBMM’de 53 milletvekili ile yer aldığı, o zaman milletvekili olmayan Erdoğan’ın genel başkanları sıfatıyla misafir locasından izlediği AKP Grubu “EVET” oyu kullandı. Böylece 1 Ağustos 2002′deki olağanüstü toplantılarda idam cezası, yasalarımızdan çıkarıldı.

SADECE MHP grubu 117 milletvekili ile buna “RET” oyu verdi. Ancak diğer partiler ittifak yapıp idam cezasını kaldırarak Öcalan’ı da kurtardılar. MHP lideri Bahçeli’nin, “Gökkuşağı Koalisyonu” adını verdiği DSP, ANAP, DYP, SP, AKP ve YTP’li milletvekilleri, ittifak halinde idam cezasını kaldırdılar. O gün Apo asılmasın diyen AKP milletvekilleri dışında yine o gün Apo asılmasın diyen ama AKP’de olmayan birçok milletvekili de şu an AKP’nin milletvekili olarak TBMM’de bulunmaktadır.

Öcalan’ı kurtaranlar

Kanlı terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan’ın idamıyla ilgili olarak TBMM’ye gelen dosyaya hangi milletvekilleri “ret” oyu vererek karşı çıktı, hangileri “kabul” oyu vererek Öcalan’ı idamdan kurtardı. Bunları, Meclis tutanaklarından alınan belgelerle yayınlıyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde MHP dışındaki tüm siyasi parti milletvekillerinden çoğu Bebek katili Öcalan’ı asılmaktan kurtaran yasaya kabul oyu verdiler. Demokratik bir Meclis’te yapılan oylama sonucunda da ret oylarının yetersiz kalması idam yasasının kaldırılmasına neden oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, MHP’ye “Apo’yu asamadınız” suçlamalarına verilecek en güzel yanıt Meclis tutanaklarından alınan bu belgelerdir. O dönemde milletvekili olmayan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis locasından AKP’li 53 milletvekiline talimat verip, kabul oyu kullandırarak Öcalan’ı asılmaktan kurtarmaya fiili olarak önayak oldu. Işte tarihi oylamada kullanılan oylar ve renkleri:

İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan DSP milletvekilleri

Tayyibe Gülek
Melda Bayer
M.Zeki Sezer
Uluç Gürkan
Ayşe Gürocak
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
Mustafa Ural
Ertuğrul Kumcuoğlu
Sebahat Vardar
Hasan Macit
Ali Rahmi Beyreli
Hayati Korkmaz
Orhan Ocak
Sadık Kırbaş
Hasan Erçelebi
Mehmet Kocabatmaz
Ali Ahmet
Ertürk Şadan Şimşek
Necati Albay
Hasan Akgün
Fadlı Ağaoğlu
Ziya Aktaş
Nami Çağan
Yücel Erdener
Ahmet Güzel
Osman Kılıç
Necdet Saruhan
Sulhiye Serbest
Masum Türker
Erdoğan Toprak
Güler Aslan
Saffet Başaran
Mehmet Çümen
Şükrü Sina Gürel
Hasan Metin
Atilla Mutman
Rahmi Sezgin
Necdet Tekin
Fikret Tecer
Ahmet Arkan
M.Emrehan Halıcı
Emin Kara
Ismail Bozdağ
Nazif Topaloğlu
Ş.Ramis Savaş
M.Cengiz Güleç
Fevzi Aytekin
B.Fırat Dayanıklı
Hikmet Sami Türk
Ömer Üstünkol
Fikret Ünlü
Hasan Suna
Erol Karan

Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan DYP milletvekilleri

Tansu Çiller
Sevgi Esen
M. Halit Dağlı
M.Nedim Bilgiç
Mahmut Bozkurt
Ismet Attila
Musa Konyar
Ahmet Iyimaya
Yıldırım Akbulut
S.Arıkan Bedük
Mehmet Baysarı
Salih Çelen
Hasan Ekinci
Ali Rıza Gönül
A. Oktay Güner
Ilyas Yılmazyıldız
Necati Yöndar
Yahya Çevik
Necmi Hoşver
Mustafa Örs
Teoman Özalp
Oğuz Tezmen
Nevfel Şahin
A. Mehmet Çay
M.Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Nurettin Atik
M. Salim Ensarioğlu
Salih Sümer
Ayvaz Gökdemir
Mehmet Sadri Yıldırım
Burhan Kara
Rasim Zaimoğlu
Hakkı Töre
Mehmet Dönen
Ramazan Gül
Turhan Güven
Hayri Kozakçıoğlu
Nurhan Tekinel
Hasan Ufuk Söylemez
Süha Tanık
Yıldırım Ulupınar
Mehmet Gölhan
M.Ali Yavuz
Ismail Karakuyu
Rıza Akçalı
Metin Kocabaş
Mehmet Sağlam
Metin Musaoğlu
Veysi Şahin
Ibrahim Yazıcı
Mümtaz Yavuz
Nevzat Arcan
Kemal Kabataş
Erdoğan Sezgin
Takiddin Yarayan
Kadir Bozkurt
Nihan Ilgün
Enis Sülün
Ali Şevki Erek
Eyüp Aşık
Ali Naci Tuncer
Necmettin Cevheri
Hacı Filiz
Faris Özdemir
Saffet Kaya
Mustafa Eren

Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Yeni Türkiye Partisi (YTP) milletvekilleri

İsmail Cem
İbrahim Y. Bildik
Ali Tekin
İsmet Vursavuş
Gaffar Yakın
Gönül Saray Alphan
Oğuz Aygün
Esvet Özdoğu
Ahmet S. Sayın
Metin Şahin
Halit Dikmen
Tamer Kanber
M. Güven Karahan
Mustafa Karslıoğlu
Abdulsamet Turgut
Mahmut Erdir
Ali Ilıksoy
Evliya Parlak
Ali Günay
Edip Özgenç
Akif Serin
İstemihan Talay
Erol Al
Perihan Yılmaz Doğan
Bülent Ersin Gök
H.Hüsamettin Özhan
Bahri Sipahi
Cahit Savaş
Yazıcı Burhan Bıçakçıoğlu
Salih Dayıoğlu
Hakan Tartan
Kemal Vatan
Çetin Bilgir
M.Hadi Dilekçi
Nural Karagöz
Halil Çalık
M.Turhan İmamoğlu
Hasan Gülay
M.Cihan Yazar
M. Kemal Tuğmaner
Tunay Dikmen
Zeki Eker
Eyüp Doğanlar
Tarık Cengiz
Şenel Kapıcı
Metin Bostancıoğlu
Ahmet Zamantılı
Hasan Özgöbek
Mehmet Y. Ünal
Hasan Gemici
C. Tufan Yazıcıoğlu
Faruk Demir

Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Saadet Partisi milletvekilleri

Rıza Ulucak
Latif Öztek
A. Cemil Tunç
Fahrettin Kukaracı
Sacit Günbay
Ahmet Sünnetçioğlu
Hüseyin Karagöz
Ali Oğuz
Osman Yumakoğulları
Bahri Zengin
A. Sever Aydın
Fethullah Erbaş
Oğuzhan Asiltürk
Yaşar Canbay
M. Niyazi Yanmaz
Musa Demirci
Temel Karamollaoğlu
Mehmet Bekaroğlu
Mustafa Kamalak
Hüsamettin Korkutata

İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan AKP milletvekilleri

Dengir Mir Fırat
Sait Açba
Mahmut Göksu
Mehmet Özyol
Akif Gülle
Ismail Özgün
Mahfuz Güler
Zeki Ergezen
Ismail Alptekin
Faruk Çelik
Mehmet Altan
Ertuğrul Yalçınbayır
Osman Aslan
Nurettin Aktaş
Tevhit Karakaya
Ali Er
Abdülkadir Aksu
Mustafa Baş
Ali Coşkun
Hüseyin Kansu
Mehmet Ali Şahin
Nevzat Yalçıntaş
Abdullah Gül-(Bir zamanların geçici Başbakanı idi),
Salih Kapusuz
Mehmet Vecdi Gönül
Osman Pepe
Remzi Çetin
Özkan Öksüz
Avni Doğan
Ali Sezal
Sabahattin Yıldız
Eyüp Fatsa
Musa Uzunkaya
Ahmet Nurettin Aydın
Abdüllatif Şener
M.Ergün Dağcıoğlu
Yahya Akman
Zülfikar Izol
Maliki Ejder Arvas
Hüseyin Çelik
Ilyas Arslan
Mehmet Çiçek
Ramazan Toprak
Kemal Albayrak
Abdullah Veli Seyda
Şükrü Ünal

Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Bağımsızlar

Cemil Çiçek
Numan Gültekin
Mehmet Ağar
Mail Büyükerman
Mustafa Yılmaz
Rıdvan Budak
Zafer Güler
Mustafa Düz
M.Ali Irtemçelik
Ihsan Çabuk
H.Fehmi Konyalı

Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan ANAP milletvekilleri

Mesut Yılmaz
Mehmet Ali Bilici
Musa Öztürk
Halil Ibrahim Özsoy
Yaşar Eryılmaz
Celal Esin
Nejat Arseven
Birkan Erdal
Yücel Seçkiner
Cengiz Aydoğan
Cengiz Altınkaya
Yüksel Yalova
Edip Safder Gaydalı
Kenan Sönmez
Beyhan Aslan
Nurettin Dilek
Abdülbaki Erdoğmuş
Seyit Haşim
Hamimi Sebğatullah Seydaoğlu
Evren Bulut
I. Yaşar Dedelek
Mustafa Taşar
Mecit Pürüzbeyoğlu
Hakkı Oğuz
Aykut Levent Mıstıkoğlu
Erkan Mumcu
R. Kazım Yücelen
Bülent Akarcalı
Ahat Andican
Aydın Ayaydın
Şamil Ayrım
Mehmet F. Fırat
Ediz Hun
Yılmaz Karakoyunlu
Cavit Kavak
Emre Kocaoğlu
Nesrin Nas
Sühan Özkan
Şadan Tuzcu
Işın Çelebi
Sümer Oral
Işılay Saygın
Rıfat Serdaroğlu
Ilhan Aküzüm
Murat Başesgioğlu
Cemal Özbilen
Sefer Ekşi
Mehmet Keçeciler
Miraç Akdoğan
Ahmet Tevfik Özal
Ekrem Pakdemirli
Ali Doğan
Süleyman Çelebi
Ömer Ertaş
Hasan Özyer
Erkan Kemaloğlu
Şükrü Yürür
Sefer Koçak
Ahmet Kabil
Mesut Ahmet Yılmaz
Ersin Taranoğlu
Mehmet Çakar
Yaşar Topçu
Ali Kemal Başaran
Eyüp Cenap Gülpınar
Kamran Inan
Lütfullah Kayalar
Ataullah Hamidi
Burhan Isen
M. Salih Yıldırım
Zeki Çakan
Ali Güner
Yaşar Okuyan

İdamın kaldırılmasına “ret” oyu kullanan TEK parti olan MHP’NİN ONURLU ŞEREFLİ VATANSEVER milletvekilleri

Devlet Bahçeli
M. Metanet Çulhaoğlu
Ali Halaman
A. Fatin Özdemir
Recai Yıldırım
Hasari Güler
Abdülkadir Akcan
Mehmet Telek
Nidai Seven
Adnan Uçaş
Mehmet Arslan
Koray Aydın
Şefkat Çetin
Sedat Çevik
Ali Işıklar
Abdurrahman Küçük
Hayrettin Özdemir
Mustafa Cihan Paçacı
Şevket Bülent Yahnici
Osman Müderrisoglu
Tunca Toskay
Nesrin Ünal
Bekir Ongun
Orhan Bıçakçıoğlu
Ali Uzunırmak
Aydın Gökmen
Hüseyin Kalkan
Hüseyin Arabacı
Ibrahim Halil Oral
Ersoy Özcan
Süleyman Coşkuner
Burhan Orhan
Orhan Şen
Hakkı Duran
Irfan Keleş
Salih Erbeyin
Ali Keskin
Mustafa Gül
Mihrali Aksu
Mücahit Himoğlu
Ismail Köse
Cezmi Polat
Mehmet Ay
Ali Özdemir
Mehmet Hanifi Tiryaki
Mustafa Yaman
Bedri Yaşar
Süleyman Turan Çirkin
Mehmet Şandır
Mehmet Nuri Tarhan
Osman Gazi Aksoy
Mustafa Zorlu
Yalçın Kaya
Hidayet Kılınç
Enis Öksüz
Cahit Tekelioğlu
Ahmet Çakar
Mehmet Gül
Nazif Okumuş
Esat Öz
Bozkurt Yaşar Öztürk
Mehmet Pak
Mustafa Verkaya
Yusuf Kırkpınar
Ahmet Kenan Tanrıkulu
Oktay Vural
Arslan Aydar
Mehmet Serdaroğlu
Sabahattin Çakmakoğlu
Hasan Basri Üstünbaş
Ramazan Mirzaoğlu
Meral Akşener
Cumali Durmuş
Kemal Köse
Faruk Bal
Ali Gebeş
Mustafa Sait Gönen
Hasan Kaya
Basri Coşkun
Namık Hakan Durhan
Hüseyin Akgül
Ali Serdengeçti
Mehmet Kaya
Nevzat Taner
Metin Ergun
Ismail Çevik
Mükremin Taşkın
Mükerrem Levent
Cemal Enginyurt
Yener Yıldırım
Osman Fevzi Zihnioğlu
Ahmet Aydın
Vedat Çınaroğlu
Hüsnü Yusuf Gökalp
Lütfü Ceylan
Reşat Doğru
Nail Çelebi
Muzaffer Çakmaklı
Armağan Yılmaz
Ayhan Çevik
Ahmet Erol Ersoy
Mesut Türker
Şuayip Üşenmez
Ismail Hakkı Cerrahoğlu
Kürşat Eser
Sadi Somuncuoğlu
Şaban Kardeş
Hasan Çalış
Osman Durmuş
Abbas Bozyel
Ilhami Yılmaz
Mehmet Nacar
Birol Büyüköztürk
Mehmet Kundakçı
Müjdat Karayerli
Bekir Aksoy





Siyasette Koltuktan Önce ve Koltuktan Sonra…

21 06 2007

Bu hükümet temel hak ve özgürlükler konusunda samimi değildir. Eğer samimi olsalardı, hâlâ milletin kılık, kıyafeti ve inancıyla uğraşmazdı. Bu ülkenin, insanların temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alacak bir hükümete ihtiyacı vardır…

Filistin’de kan var, işgal var, bir millet yok edilmeye çalışılıyor, devlet terörü var! Bunlara karşı kuru temenniden başka bir şey yapılmıyor.

ABD, İsrail’i korumak için Şaron’a göz yummaya devam etmektedir. İsrail’in Filistin’e uyguladığı katliamı kınıyoruz. Filistin’de kan akmaya devam ediyor ama hükümetin bu konuda maalesef bir duyarlığı yok…

Soruyorum ABD’ye, AB’ye ve Birleşmiş Milletler’e siz neredesiniz? Hıristiyanlık’taki Paskalya törenleriyle barışı kutlarken, Ortadoğu’ya neden barışı getirmiyorsunuz?” “Hükümet maalesef Ortadoğu konusunda gerekli iradeyi ortaya koyamamıştır. Yaşadığımız görüntüler 21. yüzyıl başında bizi üzmektedir. Bir taraftan küreselleşmeyi konuşacağız. Diğer taraftan emperyalist duygularını tatmin etme isteği, içinde olanlara destek vereceğiz. Bunu anlamak mümkün değil…

IMF parayı verdi. Ama hangi şartlar altında ve nerde kullanılacağını söyleyerek verdi. Bu paraların adresleri belliydi ve bunun karşılığında istenen tavizler vardı. Yarın bunlar ‘Kıbrıs’ı konuşalım’ derler.

Türkiye’nin baş edemeyeceği hiçbir problemi yoktur. Bunlar IMF’nin karşısında memurlar gibi oturuyorlar. Acizler hükümeti, halkı bir simit ve bir çaya mahkûm etti. 50 milyar doları batık bankalara hortumlattılar. Ülkenin milyarlarca doları hortumculara yedirildi. Eğer dürüst ve iradeli bir yönetim gelseydi, belki de IMF ile masaya oturmaya bile gerek kalmayacaktı. IMF’den gelen paralar bu ülkeye hibe değildir. Bu paraları benim köylüm, benim memurum ödüyor. Bizler kurtuluş mücadelesi yapacağız. Son günlerde AB ile yatıyorlar AB ile kalkıyorlar. Biz de istiyoruz ama bizi neden oyalıyorsunuz? AB diyerek karın doymaz…

Durun. Güzel tespitler, güzel yazmış falan demeyin sakın. Bu sözler bana ait değil. Bu sözler AKP Lideri Sayın Erdoğan’a ait. Şaşırdınız mı yoksa? Hemen şaşırmayın. Bu sözler virgülüne kadar Sayın Erdoğan’a aittir. Bu sözlerin tek ortak özelliği Sayın Erdoğan, Başbakan olmadan önce söylenmiş olmasıdır.

Tarih bilimciler kronolojik tarih yazarken nasıl milattan önce / milattan sonra şeklinde bir ayrım yapıyorlarsa, Sayın Erdoğan’la ilgili not tutanlar da “koltuktan önce / koltuktan sonra” ayrımını yapmak zorundadırlar. Yukarıda yazılanlar Sayın Erdoğan’ın koltuk öncesi devirlerine ait sözleriydi. Aşağıda yazanlar ise koltuk sonrasıdır. Bakalım “yüz seksen derecelik muhteşem siyasi dönüşler” sonrasında dökülen inciler nasıl dizilmiş, bakalım koltuktan sonra ne değişmiş.

Koltuktan sonra Sayın Erdoğan.

“ABD’nin küresel düzeydeki konumu ve gücü, uluslararası ilişkilerin belki de en belirleyici özelliği haline gelmiştir. Bu ise dünya için bir fırsattır. Günümüzün tek süper gücü olmak beraberinde zorluk ve sorumluluk da getirmektedir. ABD dünyayla ilgilenmeye devam etmelidir.”

“Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.”

“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”

“(Sayın) Öcalan düşüncelerinin değil, şu anda, almış olduğu ‘kellelerin’ hesabını veriyor.”

Ve. Sayın Erdoğan’ın Türk siyasi üslubuna ‘büyük katkı sağlayan’ en önemli sözünü unutursak ayıp olur: “Ananı da al git lan.”

Sevgi / Saygı / Dostlukla.

——————————————————————————–

GÜNÜN SÖZÜ

“Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.”

Maide Suresi / 51

31.05.2007

Ahmet YILMAZ





Seçilirsem Gaziantep’in hizmetkarı olacağım

15 06 2007

 

 

 

 

 

MHP Gaziantep birinci sıra milletvekili adayı Hasan Özdemir, Gaziantep halkının kendini bağrına bastığını belirterek, ”Eğer seçilirsem, Gaziantep halkının hizmetkarı olacağım”dedi.

Özdemir, yaptığı açıklamada, henüz aday adaylığı aşamasında partili partisiz herkesin kendisine büyük ilgi gösterdiğini, hava alanında büyük bir kalabalığın kendisini karşılamaya geldiğini söyledi.

Teşkilatın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin destekleri ile partisinden birinci sıradan milletvekili adayı gösterildiğini ifade eden Özdemir, ”Bilgi birikimim, devlette üst düzeyde yaptığım çalışmalar insanlar tarafından son derece olgun karşılandı. Hatta, CHP, DP, ANAVATAN ve AKP’den bile adımı duyarak partimize büyük geçişler oldu” diye konuştu.

Seçilip TBMM’ye gitmesi halinde Gaziantep’in milletvekili olacağını, doğup büyüdüğü il’e hizmet etmekten büyük onur duyacağını anlatan Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bilgi birikimim, devletteki uzun yıllar tecrübem, belirli problemleri çözmek için yeterlidir. Ben burada bir köyde doğdum, devletin en üstüne tırmandım. Oradan gelen biri olarak, emekliliği hak etmiş, belli bir düzeyde biri olarak emekli olacağıma, milletim ve devletim beni buralara kadar getirdi, elim ayağım tutarken, bilgi birikimi ve tecrübelim insanımla, kentimle paylaşmak istedim. Kritik bir zamanda en iyi duruşun MHP olduğuna inandığım için buradayım. Bugüne kadar duruşum bellidir, ben milliyetçi bir duruştayım. Dürüst, namuslu, bayrağına ve Allah’a inanan bir insanım.”

MHP’den siyaseti uygun gördüğü için bu saflarda yer aldığını, milliyetçi bir köke sahip olduğunu söyleyen Hasan Özdemir, ”Hiçbir zaman bu çizgiden dönmedik. Saflarımız ve duruşumuz bellidir. Milliyetçiliğe yanlış bir gözle bakıldığı zamanlarda bile biz buradaydık, bu yoldan asla dönmedik. Halkın büyük bir teveccühü var. Allah bizleri şımartmasın, mahcup etmesin. 60. hükümetin MHP olacağına gönülden inanıyoruz. Halkımızın hizmetkarı olacağız” diye konuştu. (AA)





Apo’yu Asmayan Kim?

13 06 2007

Türkiye son bir ay içerisinde artarda gelen şehit haberleriyle hüzüne bulandı. Geride bıraktığımız terör dolu günlere, Kuzey Irakta yaşanan gelişmelere kayıtsız kalan ve PKK yardakçısı peşmergeleri adam yerine koyarak tepemize çıkaran mevcut hükümetin sayesinde maalesef geri döndük. Sayın Erdoğan’ın Başbakanlığı esnasında Şehitler için ve Şehit anaları için sarf etmiş olduğu yakışıksız sözlerine zaten tepkisini en sert biçimse göstermiş olan halk, cenazelerde de susmadı ve tepkisini gösterdi.

Geçtiğimiz günlerde şehit düşen Mehmetçiğin Ankara’daki cenaze törenine katılan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ve kabinenin bazı bakan ve vekilleri cenaze töreninde halkın büyük tepkisiyle karşılaştı. Tepkiler karşısında suspus olmaktan başka bir çaresi olmayan Gül, bir vatandaşın “ Apo’yu besliyorsunuz “ suçlamasına kayıtsız kalamadı ve cevaben “Apo’yu kimin asmadığını biliyoruz” diyerek karşılık verdi. Aslında bu ifade AKP’nin ve diğer tüm partilerin, PKK terörü mevzu bahis olduğunda, eleştiriler karşısında kaçacak delik aradıklarında sığındıkları bir liman ve ağızlarına doladıkları aslı astarı olmayan bir ifade.. Gerçek şu ki Apo’yu idam dan kurtarmak için Mecliste yapılan oylamada MHP milletvekillerinin haricindeki tüm partiler “idama hayır” diyerek iradelerini ortaya koydular. MHP sahip olduğu 127 milletvekiliyle elinden geleni yapmasına karşın işbirlikçi medya tarafından Apo’nun asılamamasının sorumlusu olarak gösterildi.

Aslında Sayın Gül, Apo’yu asmak için kaç milletvekilinin gerekli olduğunu, yasalarda nasıl bir düzenlemenin yapılması gerektiğini herkesten iyi biliyor, ama yine de böyle bir ifadeyi kullanmaktan imtina etmiyor. Evet Apo’yu asmayanları herkes biliyor ; Apo’nun asılmasını, idama hayır diyen milletvekilleri engelledi.

Hükümet, tek başına iktidar olmanın verdiği rahatlık ve etkili muhalefetin olmamasından kaynaklanan başıboşluğun sağlamış olduğu rehavetle, işine gelmeyen her şeyi terbiyesizlik, saygısızlık olarak niteliyor, eleştirilere karşı çıkıyor ve kedisi haricindeki herkesin susmasını istiyor. Ankara, Manisa ve Şırnak’taki şehit cenazelerinde halkın göstermiş olduğu tepki karşısında kafalarını öne eğmekten başka çaresi olmayanlar, çok sevdikleri koltuklarına oturduklarında, işbirlikçi medyayı da yanına aldıktan sonra halkın verdiği tepkiyi “terbiyesizlik” , “cenazeye saygısızlık” olarak nitelediler. Türkiye’de otuz yıldır şehit cenazeleri tıpkı bugün olduğu gibi defnediliyor, 30 yıldır aynı sloganlar atılıyor, halk hep beraber ağlıyor şehitlerine. Bugüne kadar hiçbir iktidar şehit cenazelerinde atılan sloganlardan rahatsız olmadı ve hiçbir iktidar bu iktidar kadar teröre karşı duyarsız olmadı. Bu iktidar neden rahatsız oluyor? Çünkü onlar için ölen askerler “kelle” , askerlik ise yan gelip yatma yeri de ondan. Gösterilen tepkiler “ Her Türk asker doğar”, “Vatan sana canım feda” şiarını yaşam felsefesi olarak benimseyenlerin tepkileridir.

Şehit cenazelerinde atılan sloganların cenazenin maneviyatını zedelediği ve dinimizce uygun olmadığına yönelik açıklamalara gelince, 30 yıldır atılan şehitler ölmez vatan bölünmez sloganı şimdi mi sorun oldu! 30 yılı aşkındır 30 binden fazla şehidimizi maneviyatsız bir hava da mı defnettik! Bu tarz açıklamalarda bulunanlar eğer gerçekten cenazenin maneviyatından bahsediyorlarsa bugüne kadar alkışlarla, müziklerle yapılan cenaze törenlerine karşı neden bir açıklama yapmadılar? Asıl “motorize ekipler iktidara yardakçılık yapmak için için bu açıklamaları yapanlar değiller midir?

Şehit yakınlarının Hükümet yetkililerinden sadece Devlet Bakanı Sayın Abdüllatif Şener (dürüst olduğu için) ile tokalaşmasının, diğerlerinin yüzüne bile bakmamasının ve cenazede gösterilen öfkenin nedeni, Hükümetin PKK karşısındaki pasif tavrı, Türk askerine ve vatandaşa karşı sarf etmiş olduğu yakışıksız sözlerdir aslında. PKK terörü bağıra bağıra geliyorum dedi, son bir ayda 42 canımız aldı, hükümet hala bir şey olmamış gibi hareket etmeye devam ediyor, sabır istiyor ve susun diyor… Sabrı tükenenlerin, terör karşısında susmam diyenlerin sesi olacağız.

“ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ”


Hakkı ŞEKERBAY / Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi Eğitim Masası





“Atilla Yılmaz – Vur” Adlı Son Kasedi Çıktı!

12 06 2007

Değerli Ülküdaşımız Atilla Yılmaz’ın “Vur” adlı güzel albümü satış noktalarında! Dinleyin, dinletin!..





Neden MHP?

3 06 2007

Neden MHP?

Ahmet YILMAZ

Bu sütunlardan size “merhaba” dediğim ilk yazımda “Ben tarafsız değilim” demiştim. Ülkemizin içine düşürüldüğü “her alanda teslimiyet” sürecinde ise taraf olmanın ve açıkça fikir beyan etmenin önemi daha da artmıştır. Bu nedenle okuyucularımdan gelen sorulara da cevap teşkil etmesi bakımından düşüncelerimi ve bugüne kadar kendi sütunumdan yazmadığım çalışmalarımı, bugün siz saygıdeğer okuyucularımla paylaşmak istedim.

Çanakkale Savaşı ile başlayan ve 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla resmen ilan edilen İstiklâl Savaşı ile Türk evladının mübarek kanı üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinin en ağır kuşatması ile karşı karşıya bulunmaktadır. 2007’ye geldiğimizde ise AB+D yönetiminin her isteği emir telâkki edilir olmuş, her alanda 84 yılın kazanımları olan Türk Devleti’nin bütün “kırmızı çizgileri” resmen ihlâl edilmiş hatta yok edilmiştir.

1938’de Başbuğ Atatürk’ün ebediyete intikali ile başlayan “milli şef” döneminde; ilk iş ders kitaplarından, devlet dairelerinden, paralarımızın üstünden Başbuğ Atatürk ve bozkurt resimleri kaldırılmış Türk Milleti’nin hafızası silinmeye çalışılmıştır. 1944 yılında Türk Milliyetçileri’ne yapılan zulüm ile de yıllarca sürecek bir dava, asıl mesele “resmen” ortaya çıkmıştır: Türk vatanında Türk’ü yok etmekÖ 1960 yılında yaşanan ihtilâl, sürgünler ve idamlarla desteklenen süreç sonunda gelinen 1980 yılında ise cephelere ayrıştırılan Türk Milleti tarihinin en büyük kargaşası içinde bir tercihe zorlanmıştır. Bu gün de aynen geçerli olan tercih açıktır: “Ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik…”

1944 ve 1960 yıllarında yaşananlarla CHP’nin sola kaymasından sonra Atatürk’ün askeri Alparslan Türkeş önderliğinde başlayan Milliyetçi Hareket, siyasal ve fikri manada milliyetçilik noktasında “tek merkez” olmuştur. Sağ-sol, komünist-faşist, laik-antilaik gibi kutuplaşmalarda her zaman “merkez” olan ve duruşunu hiç bozmayan MHP bu gün de “Türk Milleti’nin merkezinde” durmaya ısrarla devam etmektedir.

1980’de durum kontrolden çıkınca oluk oluk akan kana rağmen “şartların olgunlaşması” beklenerek sahnelenen ihtilal sonrasında, “esarete ve mandacılığa hayır” diyen Türk milliyetçileri “yine” işkencelere ve idamlara yollanmışlardır. Sistem ve yerli işbirlikçileri ile, vatan evlatlarının büyük mücadelesine yine kan bulaşmıştır.

Menderes döneminde “Marshall yardımları” adı altında başlayan, Demirel ve Özal döneminde “IMF ve Dünya Bankası politikaları adı ile” aynen ve arttırılarak devam eden Düyun-u Umumiye politikaları, ekonomik borçlandırılma / kültürel yozlaştırılma ve her alanda teslimiyet süreci Sayın Erdoğan’ın AKP’si ile zirve yapmıştır.

Millet İçin MHP!

Barzani ve Talabani ikilisi “AKP kalmalıdır” düeti yapıyor, AB ve ABD ikilisi AKP kalsın diye feryat figan ediyor, TÜSİAD ise her zaman ki gibi… Düz ova teslimiyetçisi DYP dağdakilerle uzlaşma türküleri söylerken ANAP’la baraj uzlaşması yapıverdi. CHP Siirt seçimleri uzlaşmasından sonra sessiz sedasız beş yıl Meclis teslimiyeti sonrasında DSP ile seçim ittifakı konusunda uzlaşıverdi. Herkesin bir yerlerle uzlaşma aradığı bu garip dönemde “Sadece milletimle ittifak yaparım” diyen tek lider Devlet Bahçeli, tek parti MHP’dir. Bu nedenle MHP, millet için MHP diyorum. “Balkondan seyretmek” tarzım olmadığı için sadece yazıp-çizerek değil, tüm varlığımla MHP diyorum. “Ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik” noktasında tercihe zorlanan milletime her anlamda hizmet etmek için de MHP’den Konya seçim bölgesinden aday adayı olduğumu ve aylardır köy köy, ilçe ilçe dolaştığımı ve son iki aydır okuduğunuz bu satırları da Türk’ün Anadolu’daki ilk Başkent’i Konya’dan yazdığımı bilmenizi isterim. Başkenti Washington, Brüksel olanlara inat Başkent Ankara diyenlere selam olsun…

Sevgi / Saygı / Dostlukla…

GÜNÜN SÖZÜ

“Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”

BAŞBUĞ ATATÜRK

29.05.2007

   Ahmet YILMAZ