Ya Sev Ya Terket

  • Ana Sayfa
  • Atatürk
  • Başbuğ
  • Bozkurt
  • Dini Bilgiler
  • Dokuz Işık
  • Kızıl Elma
  • İletişim

Siyasette Koltuktan Önce ve Koltuktan Sonra…

21 06 2007

“Bu hükümet temel hak ve özgürlükler konusunda samimi değildir. Eğer samimi olsalardı, hâlâ milletin kılık, kıyafeti ve inancıyla uğraşmazdı. Bu ülkenin, insanların temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alacak bir hükümete ihtiyacı vardır…”

“Filistin’de kan var, işgal var, bir millet yok edilmeye çalışılıyor, devlet terörü var! Bunlara karşı kuru temenniden başka bir şey yapılmıyor.”

“ABD, İsrail’i korumak için Şaron’a göz yummaya devam etmektedir. İsrail’in Filistin’e uyguladığı katliamı kınıyoruz. Filistin’de kan akmaya devam ediyor ama hükümetin bu konuda maalesef bir duyarlığı yok…”

“Soruyorum ABD’ye, AB’ye ve Birleşmiş Milletler’e siz neredesiniz? Hıristiyanlık’taki Paskalya törenleriyle barışı kutlarken, Ortadoğu’ya neden barışı getirmiyorsunuz?” “Hükümet maalesef Ortadoğu konusunda gerekli iradeyi ortaya koyamamıştır. Yaşadığımız görüntüler 21. yüzyıl başında bizi üzmektedir. Bir taraftan küreselleşmeyi konuşacağız. Diğer taraftan emperyalist duygularını tatmin etme isteği, içinde olanlara destek vereceğiz. Bunu anlamak mümkün değil…”

“IMF parayı verdi. Ama hangi şartlar altında ve nerde kullanılacağını söyleyerek verdi. Bu paraların adresleri belliydi ve bunun karşılığında istenen tavizler vardı. Yarın bunlar ‘Kıbrıs’ı konuşalım’ derler.”

“Türkiye’nin baş edemeyeceği hiçbir problemi yoktur. Bunlar IMF’nin karşısında memurlar gibi oturuyorlar. Acizler hükümeti, halkı bir simit ve bir çaya mahkûm etti. 50 milyar doları batık bankalara hortumlattılar. Ülkenin milyarlarca doları hortumculara yedirildi. Eğer dürüst ve iradeli bir yönetim gelseydi, belki de IMF ile masaya oturmaya bile gerek kalmayacaktı. IMF’den gelen paralar bu ülkeye hibe değildir. Bu paraları benim köylüm, benim memurum ödüyor. Bizler kurtuluş mücadelesi yapacağız. Son günlerde AB ile yatıyorlar AB ile kalkıyorlar. Biz de istiyoruz ama bizi neden oyalıyorsunuz? AB diyerek karın doymaz…”

Durun. Güzel tespitler, güzel yazmış falan demeyin sakın. Bu sözler bana ait değil. Bu sözler AKP Lideri Sayın Erdoğan’a ait. Şaşırdınız mı yoksa? Hemen şaşırmayın. Bu sözler virgülüne kadar Sayın Erdoğan’a aittir. Bu sözlerin tek ortak özelliği Sayın Erdoğan, Başbakan olmadan önce söylenmiş olmasıdır.

Tarih bilimciler kronolojik tarih yazarken nasıl milattan önce / milattan sonra şeklinde bir ayrım yapıyorlarsa, Sayın Erdoğan’la ilgili not tutanlar da “koltuktan önce / koltuktan sonra” ayrımını yapmak zorundadırlar. Yukarıda yazılanlar Sayın Erdoğan’ın koltuk öncesi devirlerine ait sözleriydi. Aşağıda yazanlar ise koltuk sonrasıdır. Bakalım “yüz seksen derecelik muhteşem siyasi dönüşler” sonrasında dökülen inciler nasıl dizilmiş, bakalım koltuktan sonra ne değişmiş.

Koltuktan sonra Sayın Erdoğan.

“ABD’nin küresel düzeydeki konumu ve gücü, uluslararası ilişkilerin belki de en belirleyici özelliği haline gelmiştir. Bu ise dünya için bir fırsattır. Günümüzün tek süper gücü olmak beraberinde zorluk ve sorumluluk da getirmektedir. ABD dünyayla ilgilenmeye devam etmelidir.”

“Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.”

“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”

“(Sayın) Öcalan düşüncelerinin değil, şu anda, almış olduğu ‘kellelerin’ hesabını veriyor.”

Ve. Sayın Erdoğan’ın Türk siyasi üslubuna ‘büyük katkı sağlayan’ en önemli sözünü unutursak ayıp olur: “Ananı da al git lan.”

Sevgi / Saygı / Dostlukla.

——————————————————————————–

GÜNÜN SÖZÜ

“Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.”

Maide Suresi / 51

31.05.2007

Ahmet YILMAZ


Yorumlar : » yorum bırak;

Kategoriler : Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, ahmet yılmaz, mhp, seçim

Arayüz Değişikliği

21 06 2007

Sitemizde uzun zamandır uygun, daha sade ve Türkçemize daha iyi uyarlanmış bir arayüz (tema) arıyorduk ve en sonunda su anda görmüş olduğunuz arayüzü kullanmaya karar verdik. Umarım siz değerli okurlarımızın da hoşuna gider.

Saygılar… 

Site Yönetimi (Dokuztug)


Yorumlar : » yorum bırak;

Kategoriler : Siteden

Seçilirsem Gaziantep’in hizmetkarı olacağım

15 06 2007

 

 

 

 

 

MHP Gaziantep birinci sıra milletvekili adayı Hasan Özdemir, Gaziantep halkının kendini bağrına bastığını belirterek, ”Eğer seçilirsem, Gaziantep halkının hizmetkarı olacağım”dedi.

Özdemir, yaptığı açıklamada, henüz aday adaylığı aşamasında partili partisiz herkesin kendisine büyük ilgi gösterdiğini, hava alanında büyük bir kalabalığın kendisini karşılamaya geldiğini söyledi.

Teşkilatın ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin destekleri ile partisinden birinci sıradan milletvekili adayı gösterildiğini ifade eden Özdemir, ”Bilgi birikimim, devlette üst düzeyde yaptığım çalışmalar insanlar tarafından son derece olgun karşılandı. Hatta, CHP, DP, ANAVATAN ve AKP’den bile adımı duyarak partimize büyük geçişler oldu” diye konuştu.

Seçilip TBMM’ye gitmesi halinde Gaziantep’in milletvekili olacağını, doğup büyüdüğü il’e hizmet etmekten büyük onur duyacağını anlatan Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bilgi birikimim, devletteki uzun yıllar tecrübem, belirli problemleri çözmek için yeterlidir. Ben burada bir köyde doğdum, devletin en üstüne tırmandım. Oradan gelen biri olarak, emekliliği hak etmiş, belli bir düzeyde biri olarak emekli olacağıma, milletim ve devletim beni buralara kadar getirdi, elim ayağım tutarken, bilgi birikimi ve tecrübelim insanımla, kentimle paylaşmak istedim. Kritik bir zamanda en iyi duruşun MHP olduğuna inandığım için buradayım. Bugüne kadar duruşum bellidir, ben milliyetçi bir duruştayım. Dürüst, namuslu, bayrağına ve Allah’a inanan bir insanım.”

MHP’den siyaseti uygun gördüğü için bu saflarda yer aldığını, milliyetçi bir köke sahip olduğunu söyleyen Hasan Özdemir, ”Hiçbir zaman bu çizgiden dönmedik. Saflarımız ve duruşumuz bellidir. Milliyetçiliğe yanlış bir gözle bakıldığı zamanlarda bile biz buradaydık, bu yoldan asla dönmedik. Halkın büyük bir teveccühü var. Allah bizleri şımartmasın, mahcup etmesin. 60. hükümetin MHP olacağına gönülden inanıyoruz. Halkımızın hizmetkarı olacağız” diye konuştu. (AA)


Yorumlar : 1 Yorum »

Kategoriler : Gündem, Siyaset, mhp, seçim

Türkçe Demek

14 06 2007

Türkiye’de birçok şive ve ağız vardır, ama en gelişmişi; en kullanışlısı ve söz varlığı en çok olanı İstanbul Türkçesidir. Bugün, yaşayan dünya Türklerinin de en az yarısı İstanbul Türkçesini anlar ve konuşur… Öteki yarısında da çeşitli yollarla İstanbul Türkçesinin yaygınlaştığını biliyoruz. Sadece Ahmet Yesevi Üniversitesi ve yan etkinlikleri 50.000 kişilik bir alanda İstanbul Türkçesini öğretme çabasındadır.

Çeşitli vakıflar ve ortaklıkların ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın etkinlikleri ile yayınlarını beğensek de; beğenmesek de Türkçe yayın yapan TV’ler de bu anlamda olumlu katkılar sağlıyorlar.

 

Türkiye’de de birçok kişinin öteki Türk lehçe ve şivelerini anlar ve konuşur durumda olduğunu biliyoruz… Türkler arasında birbirlerinin lehçe ve şivelerini anlayanların oranı ve anlayanların anlama oranı çoğaldıkça “ortak Türkçe alanımız” oluşacaktır. Bugünkü sayısı 200 milyonu aşan Türk Dünyası’nda oluşacak böyle bir alanın Türk’ün yeniden doğuşunda en önemli ortam olacağı açık bir gerçek…

ÜZÜNTÜ VERİCİ
Son derece olumlu bu gerçekliğin yanında; üzüntü verici bir gelişme de var…
Türkiye’de ne yazık ki sömürge olmayan ya da sömürgelikten yeni kurtulmuş olmayan hiçbir ülkede olmayacak bir sapkınlık var:
“Yabancı dilde eğitim sapkınlığı.”

Milletimizi oluşturan ana değer olan Türkçemize bundan daha büyük kötülük yapılamazdı… Yapılıyor ve yaygınlaşıyor…

Öğrencilerimizin bilimin ürettiklerini kavramalarını zorlaştıran ve bilim zihniyetinden uzaklaşmalarına yol açan bu uygulama tam anlamıyla bir “milli suçtur.”

Sapıklık sözünü kullanmamak için sapkınlık dediğim bu saçmalıktan bir an önce dönülmelidir.
Türkiye’de İstanbul Türkçesinden başka hiçbir dile hiçbir eğitim kurumunda izin verilmemelidir.

 

Evet, derhal, hemen, bugünden başlayarak bu uygulama kaldırılmalıdır.
Türk Milliyetçisi için birinci görev, Türkçeyi savunmak ve korumaktır. Yasa yapmak gücünü elde eder etmez, ilk yapılması gereken
“Türkçe Temel Yasası”nı çıkarmak olmalıdır. Bu yasa içinde, eğitim konusundan başka işyerlerine yabancı ad koymak işini de içine alarak Türkçenin yozlaştırılmasına karşı bütün önlemler alınmalı ve yasa ödünsüz uygulanmalıdır.
Türkiye sınırları içinde yaşayan yurttaşlar istedikleri dil, lehçe, şive ve ağızdan istedikleri gibi kültür ve sanat etkilikleri yapsınlar…

ANCAK!
Eğitimde, haberleşmede, yazışmalarda, İstanbul Türkçesinin en güzel biçimiyle kullanılmasını sağlamak devlet olmanın gereği ve Türkiye yurttaşı olmanın gerektirdiği bir borçtur.

Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan insanlar analarından, babalarından öğrendikleri dil, lehçe, şive ve ağız ne olursa olsun, ortak dilimizin İstanbul Türkçesi olduğunun bilincinde olmalıdırlar.

Milli kültürümüzün en önemli iki temelinden birisi dildir ve bu dil Türkçedir. Türkiye Türkleri için İstanbul Türkçesi…

 

İstanbul Türkçesi dışındaki dil, lehçe, şive ve ağızlar bizim alt kültür değerlerimizdir. Onlara ne karşı olmak, ne de onların yok olmasını istemek söz konusu değildir. Ama bilinmelidir ki yurttaşlarımızın bireylik başarılarının yolu İstanbul Türkçesini iyi konuşmaktan geçer…
Türkiye’de İstanbul Türkçesinin dışında bir ortak dil oluşturma çabaları ne anlamlı, ne de yararlıdır. Olabilirliliği olmayan boş uğraşlardır.
Önce Türkiye’de İstanbul Türkçesi tam egemen olmalıdır ki; onu dünya Türklüğünün ortak anlaşma Türkçesi yapma amacı anlamlı olsun…
Bu çabalar içinde olanlar da; öteki edebi Türkçelere saygıyla yaklaşmalıdırlar.
Türk Milliyetçilerinin hiç unutmamaları gereken bir gerçek vardır: Türk demek, Türkçe demektir.

 

N. Kemal Zeybek

 

http://www.aygazete.com/Anasayfa.php?2704


Yorumlar : » yorum bırak;

Kategoriler : Edebiyat, Gündem, Köşe Yazıları, Makaleler, Türk, Türkçe

Apo’yu Asmayan Kim?

13 06 2007

Türkiye son bir ay içerisinde artarda gelen şehit haberleriyle hüzüne bulandı. Geride bıraktığımız terör dolu günlere, Kuzey Irakta yaşanan gelişmelere kayıtsız kalan ve PKK yardakçısı peşmergeleri adam yerine koyarak tepemize çıkaran mevcut hükümetin sayesinde maalesef geri döndük. Sayın Erdoğan’ın Başbakanlığı esnasında Şehitler için ve Şehit anaları için sarf etmiş olduğu yakışıksız sözlerine zaten tepkisini en sert biçimse göstermiş olan halk, cenazelerde de susmadı ve tepkisini gösterdi.

Geçtiğimiz günlerde şehit düşen Mehmetçiğin Ankara’daki cenaze törenine katılan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ve kabinenin bazı bakan ve vekilleri cenaze töreninde halkın büyük tepkisiyle karşılaştı. Tepkiler karşısında suspus olmaktan başka bir çaresi olmayan Gül, bir vatandaşın “ Apo’yu besliyorsunuz “ suçlamasına kayıtsız kalamadı ve cevaben “Apo’yu kimin asmadığını biliyoruz” diyerek karşılık verdi. Aslında bu ifade AKP’nin ve diğer tüm partilerin, PKK terörü mevzu bahis olduğunda, eleştiriler karşısında kaçacak delik aradıklarında sığındıkları bir liman ve ağızlarına doladıkları aslı astarı olmayan bir ifade.. Gerçek şu ki Apo’yu idam dan kurtarmak için Mecliste yapılan oylamada MHP milletvekillerinin haricindeki tüm partiler “idama hayır” diyerek iradelerini ortaya koydular. MHP sahip olduğu 127 milletvekiliyle elinden geleni yapmasına karşın işbirlikçi medya tarafından Apo’nun asılamamasının sorumlusu olarak gösterildi.

Aslında Sayın Gül, Apo’yu asmak için kaç milletvekilinin gerekli olduğunu, yasalarda nasıl bir düzenlemenin yapılması gerektiğini herkesten iyi biliyor, ama yine de böyle bir ifadeyi kullanmaktan imtina etmiyor. Evet Apo’yu asmayanları herkes biliyor ; Apo’nun asılmasını, idama hayır diyen milletvekilleri engelledi.

Hükümet, tek başına iktidar olmanın verdiği rahatlık ve etkili muhalefetin olmamasından kaynaklanan başıboşluğun sağlamış olduğu rehavetle, işine gelmeyen her şeyi terbiyesizlik, saygısızlık olarak niteliyor, eleştirilere karşı çıkıyor ve kedisi haricindeki herkesin susmasını istiyor. Ankara, Manisa ve Şırnak’taki şehit cenazelerinde halkın göstermiş olduğu tepki karşısında kafalarını öne eğmekten başka çaresi olmayanlar, çok sevdikleri koltuklarına oturduklarında, işbirlikçi medyayı da yanına aldıktan sonra halkın verdiği tepkiyi “terbiyesizlik” , “cenazeye saygısızlık” olarak nitelediler. Türkiye’de otuz yıldır şehit cenazeleri tıpkı bugün olduğu gibi defnediliyor, 30 yıldır aynı sloganlar atılıyor, halk hep beraber ağlıyor şehitlerine. Bugüne kadar hiçbir iktidar şehit cenazelerinde atılan sloganlardan rahatsız olmadı ve hiçbir iktidar bu iktidar kadar teröre karşı duyarsız olmadı. Bu iktidar neden rahatsız oluyor? Çünkü onlar için ölen askerler “kelle” , askerlik ise yan gelip yatma yeri de ondan. Gösterilen tepkiler “ Her Türk asker doğar”, “Vatan sana canım feda” şiarını yaşam felsefesi olarak benimseyenlerin tepkileridir.

Şehit cenazelerinde atılan sloganların cenazenin maneviyatını zedelediği ve dinimizce uygun olmadığına yönelik açıklamalara gelince, 30 yıldır atılan şehitler ölmez vatan bölünmez sloganı şimdi mi sorun oldu! 30 yılı aşkındır 30 binden fazla şehidimizi maneviyatsız bir hava da mı defnettik! Bu tarz açıklamalarda bulunanlar eğer gerçekten cenazenin maneviyatından bahsediyorlarsa bugüne kadar alkışlarla, müziklerle yapılan cenaze törenlerine karşı neden bir açıklama yapmadılar? Asıl “motorize ekipler iktidara yardakçılık yapmak için için bu açıklamaları yapanlar değiller midir?

Şehit yakınlarının Hükümet yetkililerinden sadece Devlet Bakanı Sayın Abdüllatif Şener (dürüst olduğu için) ile tokalaşmasının, diğerlerinin yüzüne bile bakmamasının ve cenazede gösterilen öfkenin nedeni, Hükümetin PKK karşısındaki pasif tavrı, Türk askerine ve vatandaşa karşı sarf etmiş olduğu yakışıksız sözlerdir aslında. PKK terörü bağıra bağıra geliyorum dedi, son bir ayda 42 canımız aldı, hükümet hala bir şey olmamış gibi hareket etmeye devam ediyor, sabır istiyor ve susun diyor… Sabrı tükenenlerin, terör karşısında susmam diyenlerin sesi olacağız.

“ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ”


Hakkı ŞEKERBAY / Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi Eğitim Masası


Yorumlar : » yorum bırak;

Kategoriler : Gündem, Köşe Yazıları, Makaleler, Siyaset, mhp, seçim

“Atilla Yılmaz – Vur” Adlı Son Kasedi Çıktı!

12 06 2007

Değerli Ülküdaşımız Atilla Yılmaz’ın “Vur” adlı güzel albümü satış noktalarında! Dinleyin, dinletin!..


Yorumlar : 4 Yorum »

Kategoriler : albüm, atilla yılmaz, kaset, mhp, müzik, sanatçı

Neden MHP?

3 06 2007

Neden MHP?

Ahmet YILMAZ

Bu sütunlardan size “merhaba” dediğim ilk yazımda “Ben tarafsız değilim” demiştim. Ülkemizin içine düşürüldüğü “her alanda teslimiyet” sürecinde ise taraf olmanın ve açıkça fikir beyan etmenin önemi daha da artmıştır. Bu nedenle okuyucularımdan gelen sorulara da cevap teşkil etmesi bakımından düşüncelerimi ve bugüne kadar kendi sütunumdan yazmadığım çalışmalarımı, bugün siz saygıdeğer okuyucularımla paylaşmak istedim.

Çanakkale Savaşı ile başlayan ve 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla resmen ilan edilen İstiklâl Savaşı ile Türk evladının mübarek kanı üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinin en ağır kuşatması ile karşı karşıya bulunmaktadır. 2007’ye geldiğimizde ise AB+D yönetiminin her isteği emir telâkki edilir olmuş, her alanda 84 yılın kazanımları olan Türk Devleti’nin bütün “kırmızı çizgileri” resmen ihlâl edilmiş hatta yok edilmiştir.

1938’de Başbuğ Atatürk’ün ebediyete intikali ile başlayan “milli şef” döneminde; ilk iş ders kitaplarından, devlet dairelerinden, paralarımızın üstünden Başbuğ Atatürk ve bozkurt resimleri kaldırılmış Türk Milleti’nin hafızası silinmeye çalışılmıştır. 1944 yılında Türk Milliyetçileri’ne yapılan zulüm ile de yıllarca sürecek bir dava, asıl mesele “resmen” ortaya çıkmıştır: Türk vatanında Türk’ü yok etmekÖ 1960 yılında yaşanan ihtilâl, sürgünler ve idamlarla desteklenen süreç sonunda gelinen 1980 yılında ise cephelere ayrıştırılan Türk Milleti tarihinin en büyük kargaşası içinde bir tercihe zorlanmıştır. Bu gün de aynen geçerli olan tercih açıktır: “Ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik…”

1944 ve 1960 yıllarında yaşananlarla CHP’nin sola kaymasından sonra Atatürk’ün askeri Alparslan Türkeş önderliğinde başlayan Milliyetçi Hareket, siyasal ve fikri manada milliyetçilik noktasında “tek merkez” olmuştur. Sağ-sol, komünist-faşist, laik-antilaik gibi kutuplaşmalarda her zaman “merkez” olan ve duruşunu hiç bozmayan MHP bu gün de “Türk Milleti’nin merkezinde” durmaya ısrarla devam etmektedir.

1980’de durum kontrolden çıkınca oluk oluk akan kana rağmen “şartların olgunlaşması” beklenerek sahnelenen ihtilal sonrasında, “esarete ve mandacılığa hayır” diyen Türk milliyetçileri “yine” işkencelere ve idamlara yollanmışlardır. Sistem ve yerli işbirlikçileri ile, vatan evlatlarının büyük mücadelesine yine kan bulaşmıştır.

Menderes döneminde “Marshall yardımları” adı altında başlayan, Demirel ve Özal döneminde “IMF ve Dünya Bankası politikaları adı ile” aynen ve arttırılarak devam eden Düyun-u Umumiye politikaları, ekonomik borçlandırılma / kültürel yozlaştırılma ve her alanda teslimiyet süreci Sayın Erdoğan’ın AKP’si ile zirve yapmıştır.

Millet İçin MHP!

Barzani ve Talabani ikilisi “AKP kalmalıdır” düeti yapıyor, AB ve ABD ikilisi AKP kalsın diye feryat figan ediyor, TÜSİAD ise her zaman ki gibi… Düz ova teslimiyetçisi DYP dağdakilerle uzlaşma türküleri söylerken ANAP’la baraj uzlaşması yapıverdi. CHP Siirt seçimleri uzlaşmasından sonra sessiz sedasız beş yıl Meclis teslimiyeti sonrasında DSP ile seçim ittifakı konusunda uzlaşıverdi. Herkesin bir yerlerle uzlaşma aradığı bu garip dönemde “Sadece milletimle ittifak yaparım” diyen tek lider Devlet Bahçeli, tek parti MHP’dir. Bu nedenle MHP, millet için MHP diyorum. “Balkondan seyretmek” tarzım olmadığı için sadece yazıp-çizerek değil, tüm varlığımla MHP diyorum. “Ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik” noktasında tercihe zorlanan milletime her anlamda hizmet etmek için de MHP’den Konya seçim bölgesinden aday adayı olduğumu ve aylardır köy köy, ilçe ilçe dolaştığımı ve son iki aydır okuduğunuz bu satırları da Türk’ün Anadolu’daki ilk Başkent’i Konya’dan yazdığımı bilmenizi isterim. Başkenti Washington, Brüksel olanlara inat Başkent Ankara diyenlere selam olsun…

Sevgi / Saygı / Dostlukla…

GÜNÜN SÖZÜ

“Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”

BAŞBUĞ ATATÜRK

29.05.2007

   Ahmet YILMAZ


Yorumlar : 1 Yorum »

Kategoriler : Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, ahmet yılmaz, mhp, seçim

Gaziantep Millet Vekili Aday Adayımız

2 06 2007

 

Gaziantep Eski Ülkü Ocakları Başkanımız Serdar Çelik

Gaziantep Millet Vekili Aday Adayımız


Yorumlar : 3 Yorum »

Kategoriler : Diğer, Gündem, Siteden, Siyaset


Sayfalar

  • Atatürk
  • Başbuğ
  • Bozkurt
  • Dini Bilgiler
  • Dokuz Işık
  • Kızıl Elma
  • İletişim

RSS Genç Ülküdaş

  • Herkes = Türkiye!
  • MHP, Apo ve İdam Gercegi...
  • Bir Mesajla Kardeşlerine ve Tarihine Sahip Çık!
  • Ozan Arif - Sizin Gibi Aydının 7'den 70'ini...
  • Ah Bahtiyar Muallim !.....
  • Durmak Yok, Mankurtluğa Devam
  • Bu Ülkede Sizin Neyiniz Var?
  • Bayrak Asmak, Taşımak Da Mı Suç?
  • Alparslan Türkeş'i Anlamak
  • Erciyes'te Bombalar Patlayacaktı

Son Yazılar

  • Ulkudas.Blogspot.Com ile Yayındayız!
  • Türban Eylemcilerine Ne Oldu?
  • Adım Yeşil – Hasan Sağındık
  • MIRAC KANDILI
  • Din dersi ’seçmeli’ Tartışması
  • Devlet Bahçeli’den Seçimi Sonucu Hakkında Açıklama
  • Tayyip Bey’in Hoşuna Gitmeyecek Döküm
  • İbret Belgesi Rakamlar
  • Hadi Oradan Sen de!
  • Apo’yu Kimler İdamdan Kurtardı ?

Çok Okunanlar

  • ÜLKÜCÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR ?
  • Dokuz Işık
  • Sevr Haritası - Resim
  • Kızıl Elma
  • Bozkurt

Son Yorumlar

Baran u Brusk on ÜLKÜCÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR…
ülkü on ÜLKÜCÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR…
BurakcCc on ÜLKÜCÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR…
cCc...ASENA...cCc on ÜLKÜCÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR…
asena on ÜLKÜCÜLÜK NEDİR, NE DEĞİLDİR…

Arşiv

  • Mart 2008
  • Ağustos 2007
  • Temmuz 2007
  • Haziran 2007
  • Mayıs 2007
  • Nisan 2007
  • Mart 2007
  • Şubat 2007
  • Ocak 2007

Bağlantı

  • AfşinLi
  • Ülkü Ocakları
  • ülkücülük
  • Ermeni Sorunu
  • Gaziantep Ülkü Ocakları
  • MHP

Etiketler

ahmet yılmaz akp albüm apo atilla yılmaz devlet bahçeli Din Diğer Edebiyat emin çölaşan eylem Eğitim Gündem idam kaset Köşe Yazıları Makaleler mhp mirac kandili Mizah müzik sanatçı seçim Siteden Siyaset türban Türk Türkiye Türkçe Şiir

SİTE

  • Giriş yap
  • Yazılar RSS
  • Yorumlar RSS
  • WordPress.com

Sayaç

  • 157,472

Spam Blocked

1,224 istenmeyen yorum
engelleyen:
Akismet


WordPress.com'dan blog alın • Freshy theme by Jide.