Bu Seçimlerde Neden mi Oy Kullanacağız?

31 03 2007

Ben bu seçimlerde mutlaka oy kullanacagim…
Neden mi?

Cocuklarımız  benim yaşıma geldiginde, ülkemin her karışında hâlâ
bayragımız dalgalansın diye….


Kızlarımız isterlerse baslarini örtsunler ama isterlerse de mayo ile
denize girebilsinler diye….


Ulkemizin yeralti ve yerustu kaynaklari, ulkemiz muhendisleri
tarafindan çikarilip, ülkemiz insaninin  yararina  kullanilsin diye….


Adı “Türk” ile baslayan ulusal sirketlerimiz, yabancilara satılmasın
ve yonetiminde “Jan” lar “Paul” ler, “Moris” ler olmasin diye.
Bundan sonra ülkemde hiç bir başbakan, hiç bir çiftçi vatandaşına, “Ananina
Da Al Git ” diyemesin diye…


Bundan sonra ülkemde hic bir basbakan, bir şehit anasina, “Askerlik
Yan Gelip Yatma Yeri Degildir” diyemesin diye….
Bundan sonra ulkemde hic bir basbakan, hic bir Genel Kurmay Baskanina
, “Hocam” diye hitap edemesin diye.


Bundan sonra ulkemde hic bir Milli Egitim Bakani “Canakkale Savasi’nda
Bal gibi Yenildik” diyemesin diye.
Bundan sonra ulkemde Buyuk Turk Millet Meclisi catisi altinda, hic bir
Meclis Baskani “Seyini Seyettigimin Seyi” diyemesin diye.
Her santimetrekaresinden kultur ve turizm degeri fiskiran ulkemize,
bir daha surekli uyuyan bir Kultur ve Turizm bakani gelmesin diye.
Bundan sonra ulkemde, Buyuk Millet Meclisi Genel Kurul Salonunda,
ayakkabisini cikarip, ayagini kasiyan, Milletvekilleri olamasin diye.
Vatan topragini kaniyla sulayan dedelerim ” Soykirimci ” damgasi yemesin
diye.


Her zaman onurumuz, gururumuz, gözbebegimiz oldugunu söyledigimiz
TSK askerimizin basina bir daha cuval gecirilmesin diye….

(Alıntı)





Rus yarbay, Ermeni vahsetini anlatti

25 03 2007

GENELKURMAY YAYIMLADI

Rus yarbay, Ermeni vahsetini anlatti

ANKARA (Cumhuriyet Burosu) – Genelkurmay Baskanligi, Ermenilerin Birinci Dunya Savasi sirasinda Dogu Cephesi’nde yaptiklarinin gorgu tanigi Rus Yarbay Tverdohlebov ‘un gunlugunu kendi el yazisiyla yayimladi. “Gorduklerim Anilarim” adli kitapta, Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken Rus yarbay, Ermenileri, “Oldukca yeteneksiz, asalak, acgozlu, ancak baska bir milletin sirtindan gecinebilen bir millet saymak mumkundur” sozleriyle anlatiyor.

Genelkurmay ATESE Baskanligi tarafindan bastirilan Rus yarbayin gunlugunde Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken, Turkce, Ingilizce, Fransizca ve Rusca olarak hazirlanan kitap, Genelkurmay Baskanligi’nin internet sitesinde de yayimlandi. Tverdohlebov’-un kitabinda yer alan anilardan birkaci ise
soyle:

* “…. Bundan bir sure sonra Ermenilerin Turklere yaptiklari Erzincan katliamina dair haberler geldi. Bu olay soyle gerceklesmis: Katliam bir doktor ve muteahhit tarafindan organize edilmis. Yani her halukârda ayak takimindan birisi tarafindan yonetilmemis. 800′den fazla silahsiz sivil oldurulmus. Insanlari koyun gibi kesmisler. Tutsak edip olume mahkûm ettikleri insanlara kendi elleriyle buyuk cukurlar actirmislar. Bu cukurlarin basina insanlari gruplar halinde goturmusler ve hayvan bogazlar gibi kestikten sonra cukurlara doldurmuslar. Cukur basindaki bir Ermeni arsiz arsiz cukurdaki cesetleri sayarak ‘Burasi 80 kisi mi oldu? Bir on kisi daha alir! Bir on daha kes!’ deyince, on kisi daha kesip cukura atmislar ve ustunu toprakla kapatmislar. Bu Ermeni muteahhit, sirf eglence olsun diye bir binadan Turklerin teker teker cikmalarini emretmis. Disari cikanlarin kafalarini keserek, boylece yaklasik 80 kadar insani katletmis.”

‘Ilica’da kacamayi basaramayanlar katledildi’

* “…Ilica’da kacmayi basaramayanlarin tamami katledilmisti. Ordu Komutani [Odiselidze]-, boyunlari kor bicaklarla lime lime kesilmis cocuk cesetleri bulundugunu soyluyordu. Katliamdan uc hafta kadar sonra Ilica’ya giden Yarbay Gryaznov, 26 Subat’ta dondugunde, bana, orada soyle bir tabloyla karsilastigini anlatmisti: ‘Koylere giden yollarda ve sokaklarda parcalanmis cesetler oylece yatiyor. Onden giden her Ermeni, mutlaka gordugu cesede tukuruyor ve kufrediyordu. Bazilarinin cinsel organlarina tufek fisegi sokulmustu.’ “

* “…26 Subat’i 27 Subat’a baglayan gece Ermeniler, Rus subaylarini aldatip Erzurum’da katliam ve insanlik kiyimi yaptilar. Turk birliklerinden kactilar. Erzurum’da o gece oldurulen Muslumanlarin sayisi 3 bine yakindi. Daha acik konusmak gerekirse, katliam tesadufen degil, onceden yapilan hazirliklar ve tutuklamalarla, organize bir sekilde gerceklestirilmisti-.”

ANKARA (Cumhuriyet Burosu) – Genelkurmay Baskanligi, Ermenilerin Birinci Dunya Savasi sirasinda Dogu Cephesi’nde yaptiklarinin gorgu tanigi Rus Yarbay Tverdohlebov ‘un gunlugunu kendi el yazisiyla yayimladi. “Gorduklerim Anilarim” adli kitapta, Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken Rus yarbay, Ermenileri, “Oldukca yeteneksiz, asalak, acgozlu, ancak baska bir milletin sirtindan gecinebilen bir millet saymak mumkundur” sozleriyle anlatiyor.

Genelkurmay ATESE Baskanligi tarafindan bastirilan Rus yarbayin gunlugunde Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken, Turkce, Ingilizce, Fransizca ve Rusca olarak hazirlanan kitap, Genelkurmay Baskanligi’nin internet sitesinde de yayimlandi. Tverdohlebov’-un kitabinda yer alan anilardan birkaci ise
soyle:

* “…. Bundan bir sure sonra Ermenilerin Turklere yaptiklari Erzincan katliamina dair haberler geldi. Bu olay soyle gerceklesmis: Katliam bir doktor ve muteahhit tarafindan organize edilmis. Yani her halukârda ayak takimindan birisi tarafindan yonetilmemis. 800′den fazla silahsiz sivil oldurulmus. Insanlari koyun gibi kesmisler. Tutsak edip olume mahkûm ettikleri insanlara kendi elleriyle buyuk cukurlar actirmislar. Bu cukurlarin basina insanlari gruplar halinde goturmusler ve hayvan bogazlar gibi kestikten sonra cukurlara doldurmuslar. Cukur basindaki bir Ermeni arsiz arsiz cukurdaki cesetleri sayarak ‘Burasi 80 kisi mi oldu? Bir on kisi daha alir! Bir on daha kes!’ deyince, on kisi daha kesip cukura atmislar ve ustunu toprakla kapatmislar. Bu Ermeni muteahhit, sirf eglence olsun diye bir binadan Turklerin teker teker cikmalarini emretmis. Disari cikanlarin kafalarini keserek, boylece yaklasik 80 kadar insani katletmis.”

‘Ilica’da kacamayi basaramayanlar katledildi’

* “…Ilica’da kacmayi basaramayanlarin tamami katledilmisti. Ordu Komutani [Odiselidze]-, boyunlari kor bicaklarla lime lime kesilmis cocuk cesetleri bulundugunu soyluyordu. Katliamdan uc hafta kadar sonra Ilica’ya giden Yarbay Gryaznov, 26 Subat’ta dondugunde, bana, orada soyle bir tabloyla karsilastigini anlatmisti: ‘Koylere giden yollarda ve sokaklarda parcalanmis cesetler oylece yatiyor. Onden giden her Ermeni, mutlaka gordugu cesede tukuruyor ve kufrediyordu. Bazilarinin cinsel organlarina tufek fisegi sokulmustu.’ “

* “…26 Subat’i 27 Subat’a baglayan gece Ermeniler, Rus subaylarini aldatip Erzurum’da katliam ve insanlik kiyimi yaptilar. Turk birliklerinden kactilar. Erzurum’da o gece oldurulen Muslumanlarin sayisi 3 bine yakindi. Daha acik konusmak gerekirse, katliam tesadufen degil, onceden yapilan hazirliklar ve tutuklamalarla, organize bir sekilde gerceklestirilmisti-.”





Sevr Haritası – Resim

25 03 2007

İşte Sevr Haritası… Ders almayanlar için tekerrür eder tarih…

Sevr Haritası





Nevruz Bayramı Nedir?

19 03 2007

NEVRUZ: Kuzey yarımküre insanlarının ortak bahar bayramıdır…bayragim.jpg

Nevruz Azerbaycan’da Novruz, Kazakistan’da Novrız, Kırgızistan’da Nooruz, Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türklerinde Mevris olarak kullanılır. Kelime manası olarak Farsça “Yenigün” anlamına gelir. Çin’den Avrupa içlerine kadar kuzey yarımküre insanlarının ortak bayramıdır. Bugün Türkiye’de bir gelenek Türk Cumhuriyetleri’nde ise resmi bayram olarak kutlanır. Baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Türk kavimleri tarafından M.Ö.VIII yy’dan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanır.
Oniki Hayvanlı Türk Takvimi ve Melikşah’ın Celali Takvimi’nde yılbaşı olarak belirlenen 21 mart, Divânü Lügati’t-Türk’te de ilkbaharın gelişi olarak belirtilir. Türk edebiyatı ve musikisine de Nevruz; Nevruz-ı Asl, Nevruz-ı Arap, Nevruz-ı Bayati, Nevruz-ı Hicaz, Nevruz-ı Acem ve Nevruz-ı Seba olarak girmiştir. Tarihte pek çok devlet tarafından bayram ve gelenek olarak kutlanmıştır. Bunların başında Anadolu beylikleri, Eski Mısır, İran, Safavi, Sasani, Moğollar, Selçuklu ve Osmanlı gelir.
Selçukulu ve Osmanlı’da milli bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırdı. Alevi ve Bektaşiler arasında da kutlanan Nevruz’da özel ayinler yapılırdı, yine Zerdüştler ve Yezidiler’de 21 Mart’ı bayram olarak kabul etmişlerdi.

Not: Daha detaylı bilgi ve açıklamaları www.nevruz.gen.tr sitesinden bulabilirsini.z





Çanakkale Zaferi!

18 03 2007


Çanakkale, bir ölüm kalım savaşıydı.

Çanakkale, bir saldırıya karşı, etten ve kemikten bir savunmaydı.

Ülkenin her köşesinden, dağ başlarından, köylerden kopup gelen çocuk yaşta gençlerin, ana kuzularının aslana dönüştüğü yerin adıydı Çanakkale.

Ana kuzuları, Kınalı Kuzular… Anneler, kuzularını kınalayarak gönderiyorlardı Çanakkale’ye.

Her kınalı kuzu, bir kahramandı, bir destandı…





Vicdan Manifestosu

17 03 2007

Basına ve yüce Türk kamuoyuna.

Bu ilan parasına, mevkisine, zümresine, mezhebine değil vicdanına güvenen, aklını, dilini, dinini, bedenini ve bilhassa ahlakını sonu -izimle biten ideolojilere satanlara değil, ahlakıyla, zekasıyla, vicdanıyla ve inançlarıyla vatanına sahip çıkmaya hevesli özgürlüğü ve bağımsızlığı karakter bilen Türk gençliğine hitaben yazılmıştır.

NEDEN ÂHLAK?

Ülke olarak girmeye çalıştığımız Avrupa da fuhuş yaşı 12 yaşın altına düşmüştür. Avrasya kadın ticareti haritasında İstanbul ve Antalya baş sıraları çekmekle beraber terör bağlantılı çeteler her geçen gün, artık bir sektör sayılan fuhuş pazarına onlarca masum insanı dahil etmektedir. İnternet teknolojisini birçok ilmi ve bilimsel konularda kullanmak yerine bugün porno ve seks siteleri okul çağındaki öğrencilerin en kolay ulaşabileceği duruma getirilmiştir. Lise çağındaki öğrencilerin cep telefonlarıyla çekilen görüntüleri, türbanlı porno, travesti özentisi yayan videolar, çocuk pornosu, ensest ilişki( aile içi porno bir babayla kızının sapkın görüntüleri) dahası da var dışkısını yiyen insanların görüntüsü, kafası koparılan adamlar, bıçakla gözü oyulanlar… saymakla bitmeyecek iğrençlik, pislik ve sapıklık. Saydığımız bütün bu olaylar bir toplumun ahlak değerlerinin nasıl çökertildiğinin ve nasıl bir oyun oynandığının en gerçekçi kanıtıdır. Bütün bu sapıklıklar dış mihraplı şeytani unsurların bir ürünüdür buna dur demek senin elinde. Ahlak bir temeldir, bir bina yaptığınızı düşünün tamamı altın kaplama 50 katlı bir bina, ne kadar gösterişli olur değil mi? Eğer o binanın temeli sağlam atmadıysanız, ufak bir depremde o altın kaplama, gösterişli binanız yerle bir olabilir. Ahlakınızı sağlam tutun, ahlaksızlığa göz yummayın ve en önemlisi safınızı ahlaklı insanlarla beraber tutun.

NEDEN TOPRAK?

Ya “gözünü toprak doyursun” diyenlerin yanında olacaksın yada her santimi destansı bir mücadeleyle kazanılmış bu toprakları kanının son damlasına kadar savunanların yanında. İnsan doğduğu değil, doyduğu yerde mutludur, bunun için karnını doyuracağı refah içerisinde yaşayacağı yerlere gider yada doğduğu yeri müreffeh bir yer yapar. Biz bu topraklara arazi demiyoruz çünkü arazilerin bir değeri vardır ve satılır biz bu topraklara vatan diyoruz ve satmıyoruz. Evet karar senin, ya vatanını parsel parsel Yahudilere satanların yanında olacaksın yada bizlerin yanında.

NEDEN DİL?

Bizim iki vatanımız var biri Türkiye diğeri ise Türkçe. Dilini kaybeden bir millet tarihini de kaybetmiş demektir. En güzel Türkçe, İstanbul Türkçe’sidir bunun dışında varolan yöre ağızları sadece dilin anlaşılırlığı ve yerel güzelliğinden öte bir anlam ifade etmemektedir. Bugün Türkiye de konuşulan tek dil vardır oda Türkçe’dir. İngilizce yada başka bir lisan bilmek sadece kişisel bir zenginliktir, bunu toplumun geneline yaymak bir hainlik. Çağdaşlaşmanın gereği İngilizce bilmekten geçiyor, İslamlaşmanın gereği Arapça bilmekten geçiyor, bize göre ikisi de yanlıştır çünkü eğer Türkçe’yi terk edip İngilizce konuşursanız çağdaşlaşmaz sadece İngilizleşirsiniz, aynı şekilde Türkçe’yi terk edip Arapça konuşursanız daha çok dindarlaşmaz sadece Araplaşırsınız. Ben Türküm diyebilmeniz için en önce Türkçe konuşuyor olmanız gerekir. Dilimizde yer alan bir çok yabancı kelimeyi Türkçeleştirmek bizim elimizde bunun en büyük ispatı “computer” yerine “bilgisayar” diyor olmamız.

NEDEN DİN?

Dünyada hiçbir sistem, fikir ve din yoktur ki İslam’a denk tutabilelim. İslam terbiyesi almış, Kuran-ı Kerim’i kılavuz, peygamber efendimizi rehber bilen bir gençlik düşünün birde fuhuş batağında, eroin-esrar esaretinde, kumar masalarında pimi çekilmiş birer bomba gibi sokaklarda dolaşan gençleri. Biz demokrasiyi içine sindirmiş, laik devlet düzenine ve seküler hukukun üstünlüğüne inanan, din ve vicdan özgürlüğünden yana İslam’ın engin ışığında ilerlemeyi seçenleriz. İnandığı için dışlanan, gerici diye fişlenen namaz kılıyor diye cahil görülen sen ve sen hala susuyorsun. Dinden nasibini almamış tamamen şeytana hizmet eden tarikat adı altında insanları devlete ve milletine karşı yetiştiren sapkın radikal ideolojilerden ve onların canlı bombaları olmak Allah’a değil şeytana hizmettir. Cihat kılıçla değil ilimle ve bilimle İslam’ın yayılmasıdır.

NEDEN EĞİTİM?

Eğitimsiz bir insan fikir geliştiremez ve ileriyi göremez onun içindir ki eğitimsiz bir insan ülkesine ve milletine faydalı bir insan olamaz. Eğitim cehaletten, batıl dan ve kölelikten kurtulmanın en önemli unsurudur. Bugün adı “Milli Eğitim” olan kurum, eğitimi verememekle beraber, milli değerler içerisinde eğitimden de muzdariptir. Her devresinde kendini eğiten idealist bir Türk genç’i milli ideallere de katkıda bulunabilecektir. Eğitimsiz bir insan, dinini tam anlamıyla öğrenemez, dilini yazıya dökemez ve en önemlisi kendini ifade edemez. Ne acıdır ki bugün ki eğitim sistemi ilim adına cehalet eden geçlerden başka bir şey üretmemektedir. Hepsi senin elinde ya cehaletten yana olacaksın yada ilimden…

NEDEN BİLİM?

Eğer ampul’ü bir Türk bilim adamı icat etseydi bugün tüm dünya ampul’e ışıldak derdi. Bilim tıbbı, sanayiyi, iletişimi ve teknoloji geliştiriyor… bizim derdimiz Türkiye’yi bilimde lider ülke yapmak. Bugün hala ciddi bir bilim otoritesi olmayan ülkemizde bilimsel araştırmalara aktarılan maddi desteğin azlığı, bilim insanlarının yetişmesinde en büyük engellerden biridir. Biz evrim teorilerinden yani bilim adına cahillik edenlerden değil, insanlığa hizmet eden milli bilimden yanayız.

NEDEN EKONOMİ?

Kapitalist, sosyalist yada karma ekonomi diye adlandırılan yabancı mihraplı ekonomi politikalarından değil Türkiye’nin iktisadi ve idari durumuna uyan yeni bir modelden yana milli ekonomiden yana tavır alıyoruz. İç borcumuzu kapatacağız diye emperyalist ülkelerden borç alan, borcunu ödeyemeyince kamu fabrikalarını, hatta ülke topraklarını peşkeş çekenlerden yana değil, elinde ki pusulayı kullanmayı bilen sanayi ve tarımdan yana bir ekonomi izleyen bir politikadan yanayız.

NEDEN SİYASET?

Siyaset bir amaç değil, amaç’a giden yolda bir araçtır. Amaç Türkiye’yi lider ülke yapmaktır, NATO – AB gibi birliklere girmek için elli takla atan, üçüncü sınıf ülke muamelesi gören Türkiye değil, Turan coğrafyasının lider ülkesi Türkiye. Kuru sıkı siyasetlerle, 12 eylüllerle yamyamların eline düşmüş Türkiye değil, güçüyle bilimde, ilimde teknolojide lider Türkiye. Bu hedefte ilerlemek ve amaca ulaşmak için siyaset yapmak ve politika üretmek en temek gereklilik.

Tüm bu unsurları esas alarak vatanıma karşı her türlü iç ve dış tehdit’e karşı okulumda, işimde, evimde ve gerekirse cephede karşı olacağımı ve hem manevi hem de fiziksel olarak savaşacağımı ve vicdanımın sesini dinleyerek ülkücü hareketin içinde yer alacağımı ilan ederim. 

Dr. Ümit Yiğit
(www.unibozkurt.com sitesinden alınmıştır)





YARIM MİLYONUNUZ BU UĞURDA ÖLÜR MÜ?

12 03 2007

Atatürk“Milli Mücadele Ruhu” muzu ve o anki psikolojimizi bu kadar güzel ve net anlatan anlatan bir yazı daha var mıdır? Sanmıyorum…

YARIM MİLYONUNUZ BU UĞURDA ÖLÜR MÜ?  

“Birgün Müslüman memleketlerinden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti. Kendisine:

-”Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz?” diye sordu.

Olabilecek şey değildi ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:

-”Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü?” diye sordu.

Adamcağız yüzüne bakakaldı.

-”Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonumuzun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya…”

-”Benimle olmaz beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne vakit halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse, o zaman gelip beni ararsınız.”

(Alıntıdır)





Bir Savaşçı Vedası

9 03 2007

Bir Savaşçı Vedası  

Bilin ki, kaybetsem de, hep devlerle savaştım
Ölmeden son bir defa saldırıp gideceğim
Benim silahım yoktu, ellerimle dövüştüm
Bu yalnız savaşlarda çıldırıp gideceğim

Bu dünya baştan yalan, bir alem var, gerçektir
Ben kime eğileyim, Tanrı bir, Tanrı tektir
Bilirim ki, amenna, kefenin cebi yoktur
Ceplerimi kanımla doldurup gideceğim

Bir sen kal bu meydanda, bu nasıl bir savaştır
Bir sen gerçeği unut, ya bu nasıl bir düştür
Gelen bir akıl versin , bu ne garip bir iştir
Elalemi kendime güldürüp gideceğim

Kalbimde bir bayrak var, asırlarca yası var
Kırk parçaya bölünmüş bir milletin düşü var
Gökyüzünün mavisi, bir bozkurtun başı var
Ben o bayrağı göğe kaldırıp gideceğim

Ben kar olup yağayım, bu dağ sevmesin beni
İmanlı bir Türk’üm ya, sol-sağ sevmesin beni
Ben bu çağı sevmedim, bu çağ sevmesin beni
Hayallerimi en son öldürüp gideceğim.

Ali KINIK





Bu Ülkenin Hali Ne Olacak?

8 03 2007

Görüyoruz, Türkiye gariplikler ülkesi? Bu ülkeyi yönetenler garabet içerisinde, ?bu ülkenin? çocukları gariptir?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli bir mensubu olmayı, ABD’nin ?bizim çocuklar? hitabına tercih eden, ihtilalci ve inkârcı Kenan Evren; 90 yaşında olsa bile, ?kimin çocuğu? olduğunu unutmamakta ve kendine yakışanı yapmaktadır.

Barzani her fırsatta Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik tehdit ve tahrik yüklü açıklamalar yaparken, ?Kürdistan’a alışın?? derken, Kuzey Irak’ta, Kerkük’te Türkmenlere yönelik baskılar artmışken, PKK terörü Kuzey Irak dağlarından Mersin’e, İstanbul’dan Batı Avrupa’ya kadar bir tehdit unsuruyken; Kenan Evren, Ali Şen, Osman Baydemir, Aysel Tuğluk, Ahmet Türk, R.T.E, Abdullah Gül, Cüneyt Zapsu? İsmini sayamadıklarımız da dâhil olmak üzere, bu ve benzeri ?karakter yalamalarını? aynı safta buluşturan nedir?

Kenan Evren bir ordu mensubu değildir, kaldı ki eski bir ordu mensubu, bir genelkurmay başkanı olarak nitelendirilmesi ya da ona eski bir ?Türk subayı? denilmesi kesinlikle yanlıştır. Çünkü giydiği üniforma ile sahip olduğu zihniyet, oturduğu makamlar ile sahip olduğu vasatın altındaki zekâ, en hafif tabiriyle ?haram ile helal? kadar birbirine uzaktır.

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu kritik süreçte, çıkıp ?eyalet sistemine? yönelik açıklama yapması, bu şahsın kimliğini ve geçmişten beri hangi safta olduğunu bir kez daha haykırmasıdır. Evren şunu daha net söylemelidir; bu eyalet fikrinin kaynağı neresidir? Kimler bu projeyi onun aklına sokmuştur ve bu zamanlamanın anlamı nedir? ?Zaten belli? demeyin, konuşuyor ya; konuşsun ve kendinin gerçekte ne olduğunu, ne düşündüğünü açık açık söylesin ki, ?kafa karışıklığı? kalmasın. Bu milletin o dillere destan unutkanlığı, kafa karışıklığı hastalığındandır.

Kenan Evren hainlerle aynı saftadır. Kenan Evren; ABD, PKK, İsrail ve İngiltere ile aynı saftadır.

Kenan Evren; Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin, milli devletin, Türk Milliyetçiliğinin ve

Türkeş’in karşısındadır.

Dün neyse, ne yaptıysa, bugün de odur ve üzerine düşeni ?vazife şuuru? ile yapmaktadır. Milletimiz aciz duruma düşmemek için, bu sefillerin söylediklerini asla unutmamalıdır.

Ama Türkiye gariplikler ülkesi? Bu ülkenin aydınları garabet içerisinde, ?bu ülkenin? çocukları gariptir?

Bu konu gündemi fazlasıyla meşgul ederken, ülkenin maruz bırakıldığı karanlık tabloya bakıp, ?tehlikenin farkında mısınız?? diye soranlar var. Cumhuriyet Gazetesinin reklâmı malumunuz. Ancak bu zevat, ?saatler yüz yıl geri alınacak? diye cumhurbaşkanlığı seçimlerine gönderme yaparak, zihniyetlerinin ve ufuklarının darlığını, AKP’nin ekmeğine yağ sürerek göstermektedir.

Ülkemize, milletimize, devletimize, bölünmez bütünlüğümüze, Türk kimliğine, değerlerimize ve inançlarımıza yönelik bunca tehditler var; her geçen gün ülkemizde, bölgemizde ve dünyada yaşanan sürece baktığımızda, bu durumun ağırlığını hissediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti tasfiye edilmeye çalışılıyor. Ülkemiz her alanda toplumsal bir sancı ve buhran içerisinde?

Bu tabloya bakıp, ?neye, neden karşı olduğumuzu? iyi idrak etmeliyiz. Bu ülkede ?ne, neye rağmen yapılabiliyor ya da yapılamıyor?? bu sorunun cevabını vermeliyiz.

?Milli irade? elbette bu yanlışlıkları ve soysuzlukları görecek, bu soruların cevabını, tavrını ve teveccühünü sandıkta gösterecektir.

Tehlike büyüktür ve biz bunun farkındayız. Ancak bu zihniyet sahipleri sordukları soruya verdikleri cevap itibariyle, hiçbir şeyin farkında olmadıklarını göstermektedirler. Bu itibarla, Türkiye’nin öncelikli sorunlarının belirlenmesi konusunu bir türlü idrak edememektedirler.

Türkiye’nin sorunu ?milli menfaatlerini milli kimliği temelinde? belirleyememesi, bu gücün icazetinin sadece ?milli irade? olduğunu görebilen kadroların iktidara taşınamamasıdır. Yoksa her sorunu ?rejimle ve laiklikle? ilişkilendirirseniz, ?sahte çığırtkanlıklara? bu millet teveccüh göstermez ve AKP zihniyetinin ekmeğine yağ sürersiniz. Üstelik bu çığırtkanlara dikkatlice bakıldığında, sanki AKP zihniyeti ile bunlar karşı karşıya imiş gibi gözükse de; aslı itibariyle aynı projenin dâhilinde oldukları, aynı projenin uzantıları oldukları görülecektir. Yakın tarihimize neler olduğunu iyi okuyanlar bu durumun idrakine varacaktır; yanılıyor muyum?

Bu noktada; ülkemizde ?adet olduğu üzere? toplumu çeşitli tasniflerle tanımlamak gerekirse; Devlet Bahçeli’nin de işaret ettiği gibi, artık ?ya teslimiyetçisiniz, ya milliyetçi??

Herkes kararını vermelidir. Durum vahim, yol uzun, iş çetindir. Bu ülkenin umutları tükenmemiştir, bu ülkede derinliğin, sağduyunun, sabrın ve imanın timsali olan Türk Milleti son sözünü söylememiştir. Bu ülkede, Türk milliyetçileri son sözünü söylememiştir.

Bu anlamda herkes şu sorunun cevabını, ?ama, fakat, lakin, hık-mık, kem-küm? demeden vermelidir; teslimiyetçi misiniz milliyetçi mi?

Evet, Türkiye gariplikler ülkesi? Bu ülkenin fikir iklimi garabet içerisinde, ?bu ülkenin? çocukları gariptir? Fakat bu bizim kaderimiz değildir vesselam?

Son söz; milliyetçi olmayanların kaderi ?mankurtluktur? yani ?çağdaş kölelik??

Milliyetçilerin tavrı ?bozkurtluktur? yani ?hür yaşama iradesi??

Erkan ÇAKICI – www.ulkuocaklari.org.tr





Sadece eyaletlerimiz eksikti!..

5 03 2007

TÜRKİYE’nin, Türk devletinin ve Türk milletinin kimler tarafından nerelere sürüklenmek istendiğini her gün hayretle, ibretle, dehşetle ve acıyla izlemeyi sürdürüyoruz.

İçeride ve dışarıda üzerimizde oynanan oyunlara şimdi bir yenisi daha eklendi: Eyalet sistemine geçelim!

Paşamız Marmaris’ten konuşmuş, eyalet sistemine geçmemiz gerektiğini vurgulamış! Sekiz eyaletin adını bile sıralamış:
Ankara, İstanbul, İzmir, Erzurum, Adana, Eskişehir, Trabzon ve özellikle Diyarbakır!

Eyaletler kurulunca (!) her birinin ayrı yönetimi olacak…

Belki simgeleri, bayrakları olacak. (Örneğin, Ankara eyaleti AB yıldızları ve kubbeli, minareli, baş aşağı ay’lı hilkat garibesi simge! Diyarbakır eyaleti PKK bayrağı!)

Valileri, yargı organlarını, hákim ve savcıları oranın halkı seçecek…

Bütçeleri, meclisleri, yönetim birimleri ayrı olacak…

Ve kendi çıkardıkları yasaları olacak…

Bu iş açıkça Diyarbakır eyaleti için pazarlanmaktadır.

Bu işin sonunu ne eyalet oyuncağını önerenler, ne bu konuda hayal kuran sapkınlar, ne eyalet kurulmasını tartışmaya açanlar, ne de başkaları bilir.

Bunun sonu hüsrandır. Ayrılıktır. Bölünmedir.

Üzerimizde oynanmak istenen son oyun bu. Şimdi hiç kuşkunuz olmasın ki, başımızda binbir bela yokmuş gibi piyasaya bir de eyalet goygoycuları çıkacak.

Vatana ihanet bu değil de nedir?.. Ve Kenan Evren bu işe 90 yaşında nasıl alet olmaktadır? DTP’nin, Kürtçülerin bile sözünü etmekten ürktüğü konuyu nasıl dile getirmiştir?

* * *

Ankara’da parti kongresi toplayıp nutuk atıyorlar. “Kuvayı Milliyeci mantığa karşı durmamız gerekiyor… Sayın Öcalan’a af… Genel af çıkarılsın… PKK’ya siyaset özgürlüğü verilsin…” gibi laflarla milletin sinirini bozuyorlar.

Milyonlarca insanla, üstelik devletle de alay ederek ırkçılık sergiliyorlar, Kürtçülük yapıyorlar… Çünkü biliyorlar ki AB ve ABD arkalarında.

Adam Diyarbakır’da nutuk atıyor, “Türk ordusu tarafından Kerkük’e yapılacak bir saldırıyı Diyarbakır’a yapılan bir saldırı olarak kabul ederiz” diyebiliyor.

ABD Dışişleri Bakanı, Kuzey Irak’tan inadına Kürdistan diye söz ediyor. PKK için Kürdistan İşçi Partisi deyimini kullanıyor.

AB olayın zaten bire bir arkasında ve Kürtçülük olayının destekçisi. İki paralık Barzani ve Talabani, Türkiye’ye posta koyabiliyor.

Şimdi başımıza bir de eyalet belası açılmak isteniyor ve ne acıdır ki, bu oyuna Kenan Evren alet oluyor. Rastlantılar zincirine bakın ki, bunlar tam da Kıbrıs, AB, Ermeni konularındaki yenilgilerimizle çakışıveriyor!

* * *

Acaba günümüzün başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan, bu “eyalet sistemi” konusunda ne düşünüyor? Önümüzdeki günlerde ne diyecek? Ne diyeceğini elbette bilmiyoruz. Çok da önemli değil. Ama geçmişte ne dediğini size “2. Cumhuriyet Tartışmaları” isimli kitaptan somut belgesiyle vereyim. Kitapta kendisiyle yapılan söyleşiyi özetliyorum:

- “RTE: Şu anda Türkiye’de 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir. TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR GİBİ TEZLER YANLIŞTIR.

- Soru: Bu değişim sürecinde eğer ülke içinde yaşayan bazı grup insanlar milli yapı içerisinde kalmak istemezlerse ne olacak?

- RTE: Onun kararını yine halk verecek.

- Soru: Örneğin, Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler…

- RTE: Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şeyler yapılabilir.

- Soru: Bağımsızlık isterlerse? Tamamen ayrılmak isterlerse?

- RTE: Böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa kurar…”

Evet, eyalet sistemi konusunda başbakanınız geçmişte bunları söylüyor, eyalet sistemine yeşil ışık yakıyordu.

Pek çok konuda “değiştiğini” biliyoruz! Acaba bu konuda değişti mi, değişmedi mi!

Vallahi onu şu anda bilemiyoruz.

* * *

Sevgili okuyucularım, Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış çevreler tarafından nasıl ketenpereye getirilmek istendiğini, başta TCK’nın 301. maddesi olmak üzere üzerimizde nasıl oyunlar oynandığını iyi izleyin, iyi bilin, iyi görün.

Siz bakmayın ekranlardan ve sayfalardan sıkılan palavralara, okunan pembe masallara. Bu tezgáhlar bir ülke ne zaman en zayıf durumdaysa, o zaman gündeme getirilir.

Şimdi bizi yöneten bu aymazlar sayesinde bu utanç sürecini yaşıyoruz. Daha da bir süre yaşayacağız.

Emin ÇÖLAŞAN

ecolasan@hurriyet.com.tr